Takip Edin

Edebiyat

Uzakta Kalbi Güzel Birisi Var…🙏

Tam zamanını vermeye gerek yok. Mevsimin soğuk Perşembe akşamında yeni bir işi koluma altın bilezik olarak takmak için eğitim alıyordum. Ders esnasında telefonum ısrarla çalıyordu, arayan bana hayatı sevdiren bir kardeşimdi. Anılar biriktirdiğim, maceralar yaşadığım hatta okuldan ilk defa kaçmama sebep olan Efsane çocuk. Meşgule alarak “dersteyim” yanıtını verdikten sonra “Dersten çıktığında beni ara, çok acil” diye bir yanıt geldi. Derse ara verdiğimizde çağrıya geri dönüş yaptım “eğer işin yoksa Bizim köye gidelim” diyordu. “Sana geri dönüş yapacağım” dedikten sonra soluğu hocamın yanında aldım. Sağolsun kırmadı, müsade etti. Hemen Geri arayıp “Tamamdır, yarın gidelim” diyerek derse girdim. Derse dair notlarımı tutarak o günü bitirdik.


Eve geldiğimde acele bir şekilde yemeğimi yedikten sonra eşyalarımı hazırlamaya başladım. Saat gece yarısına doğru gelmişti. Yatağımla bütünleşip “güzel bir uyku çekme vakti şimdi” diye geçirdim içimden ve yastığıma sarılıp uyumaya çalışsam da başarılı olamadım. İçimde tarifini veremediğim bir heyecan vardı. Sebebini bilmiyorum, sanki ilk defa o şehre yolculuk edecek gibiydim.

Sabah olduğunda elimi-yüzümü yıkarken aynaya baktım; gözlerimin şişliği, geceyi uykusuz geçirdiğimin habercisiydi. Kendi kendime sordum; Neydi seni böyle sabaha kadar uyutmayan?
Kendime sorduğum soruyu cevaplamamanın garipliğini yaşıyordum. Ailemle hoş sohbet halinde yaptım kahvaltımı. Cuma saati yaklaşıyordu. Babamla birlikte Cami’nin yolunu tuttuk. Namaz sonrası eve gelip eşyalarımı aşağı indirdim. Ailemle kısa süreliğine vedalaştım, aracımıza binip Efsane çocuk ile birlikte uzun yolculuğa koyulduk. Daha önce duymadığım hüzün dolu şarkılar çalıyordu radyoda. Normal hızda devam ederken, gökyüzünden beyaz kar taneleri düşüyordu yüksek kesimlere. Yaklaşık bir saat sonra beyaz gelinliğini giydirmişti adını bile bilmediğim dağlara.

Şarkılarla yolumuza devam ederken bir mesaj geldi telefonuma.

⁃ Geliyormuşsun, bol bol gezeceğiz 🙂
⁃ Gezelim tabi, Ferhat ile Şirin’in yaşadığı bir yerler varmış orada. Oraya gidelim, rehber sizsiniz!

Ve devamında gelen konuşmalarla devam etti mesajlaşmamız. Bir müddet yola devam ettiğimizde önümüzü görmekte zorlanıyorduk, Sis çökmüştü. İlerledikçe görüş alanımız kısıtlanıyordu. Sabırlıydık, mutluyduk çünkü çekirdek aileye olan hasret bitecekti. Yorgunluğumuz ile birlikte aracımızın sıcak olması, yolculuğumuza devam etmemizi engelliyordu. Bir dinlenme tesisinde bir müddet dinlenip karnımızı doyurarak devam ettik yolumuza. Sesimiz çıkmıyordu, yorgunduk. Işıklı şehire vardığımızda her ne olduysa uykumuz açıldı, hüzün dolu şarkıların yerini hareketli müzikler aldı.

Misafirhanemize vardığımızda yengem annesiyle birlikte kapıda karşıladı bizleri. Eve çıktığımızda birşeyler yiyip içtikten sonra yorgun bedenimizi uykuyla bütünleştirip sabaha dinç bir şekilde uyandık. Kahvaltı, muhabbet ve en önemlisi de samimiyet vardı, tıpkı kendi ailemde olduğu gibi. O vakit adını koydum bu güzel şehrin, burası benim ikinci ailem!

Evde bir müddet vakit geçirdikten sonra büyükleri ziyarete başladık. Her gittiğimiz yerde samimiyet, hoş karşılama çok yüksek seviyedeydi. Sonra ufak yeğenler ve çekirdek aileyle birlikte o hayata neşeyle bakan, gözleri gülen kadının çalıştığı yere gittik. Herkes arabadan inerken, ben arabada kalmayı tercih ettim. Sosyal medya hesaplarımı incelerken yeğenlerden biri geldi. Oranın şivesi midir bilmem ama “abam seni çağırıyor abi” dedi. Başımı sallayıp yanıt verdim, arabadan inip dükkana doğru yöneldiğimde kalbimden mideme kelebekler iniyormuşçasına heyecanlandım ve hâlâ içeri girip girmeme konusunda kararsızdım. Nefes taktiği uygulayarak içeri girdim. Heyecanımı dindirmekle beraber belli etmemeye çalışıyordum. O hayata gülen gözleriyle bakan kadın “Hoşgeldin, seni görmek bizi mutlu etti. Gece geldiğiniz vakitte sabah işe geleceğim için uyuyordum. Hoşgeldin diyemedim, kusura bakma” diyerek gülümsedi. Aslında bunların hiçbirini demesine gerek yoktu. Çünkü onun yüreğindeki merhameti, kalbindeki güzelliği görebiliyordum. İnce düşünen biriydi o, bu şehre ilk geldiğimde bana bunu hissettirmişti. Ayakta kalmamamız için yer gösterdi bizlere, ellerinle çay ikram etti. Her bir yudumda içim ısınıyordu. Halbuki içimi getirdiği çay değil, bardağı elleriyle uzatırken yüreğinin sıcaklığını ikram etmesiydi.

Giyim mağazasında çayımızı yudumlarken üzerine Siyah bir kazak giydi. Seslenerek “Nasıl olmuş?” Sorusunu yöneltti. Sadece “Hoş olmuş” diyebildim. Bir müddet izledikten sonra içimden bir ses “Giydiği kazağı ona hediye et” dese de bunu annesinin yanında saygısızlık olarak gördüğüm için diyemedim. Çaylarımızı bitirdikten sonra mağazadan ayrıldık. Nehir kıyısına gidip karnımızı doyurduk. Hava karardıkça şehir güzelleşiyordu. Bir fotoğraf çekip sosyal medya hesabıma giriş yaparak altına not düştüm “Aşkın şehir olmuş hali…”
Yaklaşık dört ay önce buraya geldiğim vakit karanlık çöktüğünde şehrin bu kadar güzel olacağını tahmin dahi edemezdim, öğrenmiş oldum…

Şehrin güzelliğini fotoğraflamaya devam ediyorduk. Soğukta etkisini yavaş yavaş gösterdiği için eve dönmenin çok doğru bir davranış olacağını düşündüğümüz için misafirhanemize geri döndük. O gözleri gülen kadın karşıladı bizleri “hoşgeldiniz” dedi fakat sesi durgun geliyordu. Başımı kaldırdığımda yüzünün ve göz kapaklarının şiş olduğunu farkettim.

– Ne oldu böyle sana?
– Çok kötü grip oldum.
– Geçmiş olsun, hadi hastaneye gidelim bir iğne yaparlar daha iyi olursun.
– Tamam

Hastaneye gittiğimizde Acil’e girdik. Sarı alanın girişinde bulunan koltuklarda oturduk. Gözleri gülen kadın içeri girdi, yalnız bırakmak istemiyordum. “Acaba bende mi girsem?” Diye düşündüm. Telaşlanıyordum, başı döner, fenalaşır düşer diye. İçeri girmeyi düşündüm bir an, sonra eniştesi ve Canından bir parça varken benim gitmemin ne kadar doğru olduğunu sorguladım. Neyseki çok geçmeden çıktı, yapılan iğne etkisini gösteriyordu belli ki, acısı yüzüne bakınca anlaşılıyordu. Arabaya doğru geldiğimizde “nereye gidelim?” diye bir soru geldi. “Bu halde gidemeyiz” dedim o an. Gözleri gülen kadından “Geçer birazdan” yanıtı gelince yine nehir kıyısına gittik. Işıklarını sevdiğim şehri bu kez onunla birlikte gezeceğim diye bir mutluluk vardı içimde. Oraya gittiğimizde ışıkların kapalı olduğu gördüm “ne farkeder, nasılsa onunla beraberim” diyerek indim arabadan. “Üşürsen eğer atkımı alabilirsin” dedim, gülümsedi ve atkımı doladı boynuna. Yürümeye başladık, fotoğraf çekiniyor sohbetin en içten halini yaşıyorduk. Hava soğuk, ellerim üşüyor ama içim sımsıcaktı. Çünkü yanımda gözleri gülen kadın vardı…

Saat çok geç olmuştu, misafirhanemize dönme vaktinin geçtiği ortadaydı. Aracımıza bindik ve şarkılar söyleyerek evin yolunu tuttuk. “Hadi bir şarkı söyle de dinleyelim” dedim. “Hepbirlikte” yanıtını verdi. Sinan Özen’den Evlere şenlik şarkısını söyledik, tıpkı dört ay önceki gibi…

Eve geldiğimizde sabah kahvaltıyı birlikte hazırlama kararı aldık. Herkes yatacağı odaya geçmişti. Uykum var ama uyuyamıyordum, bir mesaj geldi o sıra “orda uyuyacaksın ama rahat mısın kanka” diye. Gözleri gülen kadındandı gelen mesaj. “Rahatım, düşündüğün için sağol Allah razı olsun” diye yanıt verdim. Yalnız yan odada bulunan biriyle mesaj yoluyla iletişime geçmek garip geliyordu. Onunla yaşadığım bir ilkti, bu da güzel birşey aslında. Birbirimize iyi geceler dileyerek sosyal medya hesabıma girdim. Saat 02.02 o akşam nehir kıyısında çektiğim fotoğrafını paylaşıp üzerine not düşmüştü “Uzakta kalbi güzel birisi var🙏” diye. O an ki heyecanımı anlatmaya kelimeler yetmez herhalde. Fotoğrafı beğenip gün içerisinde başka paylaşım yapıp yapmadığına baktım. Sadece çektiğim fotoğraf vardı. Telefonumu bir kenarı bırakıp gözlerimi kapattım. Kalbimin çarpıntısını duyabiliyordum. Gözlerimi kapattığımda uykuya hemen dalamayacağımı bilsem de denedim, yine olmadı. Güneş’in doğmasına yakın uykuya dalabildim, unutamayacağım bir rüya gördüm uyuduğum kısa zaman içerisinde. Üzerinde bembeyaz gelinliğiyle o gözleri gülen kadın bana doğru geliyordu. Hani insan uyandığında rüyaların etkisinde kalır, kendini gergin yada huzurlu hisseder ya bende o sabah telefonum çaldığında midemdeki kelebeklerle uyandım. Sonra gözleri gülen kadını uyandırdım “Kanka hadi kalk” diye. Yalnız bunu diyorum ama söylediğim bu kelimeye benim inancım yok. Başka şekilde ona nasıl hitap ederim onu da bilmiyorum.

Yatağımı topladım, geldiğinde uyanabilmek adına kahvelerimizi içtik birlikte. Bizim çekirdek aileyi uyandırmak için yattıkları odanın kapısının önünde İzmir Marşını söyledik. Onlar uyandı bizde alışverişe gittik gözleri gülen kadınla.

Alışverişten sonra vakit kaybetmeden eve gelip el ele vererek güzel bir kahvaltı hazırladık. Ben ona değil de, bizim evimize bir başka misafir gelmiş gibi, aile olmuşuz gibi hissettim o an. İçimde yaşadığım duyguların tarifi yok, o yüzden tüm yaşadığım duyguları sonuna kadar hissederek yaşadım. Ben onun ellerinden, o benim ellerimden yemekler yedi. Bir daha Yaşar mıyız bu duyguyu bilmiyorum tabi.

Veda vakti yavaş yavaş yaklaşıyordu. Eşyalarımızı toparlayıp aracımıza yerleştirdik. Taktığı atkımı hediye edecektim, fakat sonra düşündüm ki onu ben takmalıyım, çünkü o Atkıya sinmiş kokusu vardı gözleri gülen kadının… Hep birlikte köydeki büyükleri de ziyarete gittik. Kapı kapı gezerek büyüklerimizin duasını aldık. Yalnız anneanneyle karşılıklı sohbet ederken bir bakışını gördüm gözleri gülen kadının. O saatten sonra “Bakışlarını sevdiğim kadın” oldu. Söyleyemedim, içimde kaldı tüm kelimeler. Evinin önüne geldiğimizde araçtan inerek vedalaştık “gözlerine bakarak, vedalaştığın son insan olmak istiyorum” diyemedim. Sarıldım herşey için teşekkür ederek. Aracımıza bindim, tam giderken durdum ve bir anahtarlık çıkardım hediyelik eşyalarımın arasından. Avuç içlerine bırakarak “bizden sana hatıra, hadi eyvallah” dedim ve devam ettik yolumuza…

Bu gece bir ilki daha gerçekleştirdim, soğuk bir sokağın köşesinde herkes birşeylerden bahsederken ben sadece “senden” bahsettim. Seni içimde yaşatmaktan huzur buluyorum…

Uzakta kalbi güzel birisi var🙏







Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Edebiyat

Haftanın en çok satan kitaplarını sizler için derledik (09.08.2019)

Kitap okumayı sevenler için haftanın en çok satan kitaplarını derledik. İlber Ortaylı, Miraç Çağrı Aktaş gibi sevilen isimler listemizde üst sıralarda yer alıyor.



Miraç Çağrı Aktaş’ ın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Kendinden başka kimseye ihtiyacın yok. En kötü gününü düşün, sana “Yanındayım.” diyen onca insan vardı. Tek başına atlatmadın mı? Düştün, ayağa kendin kalkmadın mı? Doldun, tek başına ağlamadın mı? Soruyorum sana: Değmeyecek insanlar için kendine yeteri kadar haksızlık yapmadın mı?İnsanlar gelip geçici. Unutma, kimse senden daha çok düşünmeyecek seni. Gitmem diyenler gidecek, sen yine kendine geleceksin. Düşeceksin, ayağa yine kendin kalkacaksın. Yaralanacaksın, yaralarını kendin saracaksın. Onca acının içinden yine tek başına çıkacaksın. Sarılmaya ihtiyacın olacak, yine kendine sarılacaksın. Dertlerin seni yakacak, Anka Kuşu gibi küllerinden doğacaksın.Kendine iyi bak, sana en çok sen lazımsın.

Yayınevi: Olimpos Yayınları

Sayfa: 160

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Bircan Yıldırım’ ın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Hayat sadece yola çıkmayı göze alanları kahramanlaştırır…Yıldırım aynı yere iki kere düşer mi?Düşer…İki kere de düşer, üç kere de.Yeter ki yağmurun altında durmaya cesaret et.Öfkeyle, rekabetle, küçümsemeyle, eleştiriyle ve yargıyla dolu konforlu alanını terk edebilmeyi başardığında hazır olduğun seni bulur.Unutma ki, aradığın da seni arıyor.Yaşamının dümeni kendi ellerinde…Kalbinin rehberliğini kimsenin karanlık kuyularında yitirme.Uçurumlar, dümeni kıracağın rotayı verirler sana.İhtiyacın olan tek şey cesaret…Yola çıkmaya, yağmurda ıslanmaya, kahraman olmaya cesaret et…

Yayınevi: Destek Yayınları

Sayfa: 256

Yıl: 2018

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

İlber Ortaylı’ nın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Daha anlamlı yaşamak için İlber Ortaylı’dan tavsiyeler. “Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”

Yayınevi: Kronik Kitap

Sayfa: 288

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Anette Inselberg’ ın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Canın mı sıkkın?Moralsiz misin?İçin mi yanıyor?İşten mi atıldın?Hayat yolunda hepsi başımıza gelebilecek şeyler…Önemli olan düştüysen ayağa kalkmak, korksan da yola devam etmek ve her şeyin değişeceğine, yoluna gireceğine inanmak…Nasıl mı?Bu kitapta sana anlattığım ritüellerle, meditasyonlarla, ödevlerle…Böylece enerjin yükselecek, düşünce yapın değişecek, karanlıktaki ışığı görmeye başlayacaksın…Hâlâ duruyor musun?Gözlerini kapatıp herhangi bir sayfayı aç ve karşına çıkan ritüeli yapmaya başla…Senin ve bütünün hayrına olsun inşAllah…

Yayınevi: Destek Yayınları

Sayfa: 256

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Azra Kohen’ in kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. eni gör. Derinliğimde boğulmadan, Sorularımda kaybolmadan, Korkularında yok olmadan, Gör Beni. Bir fısıltıya koydum kendimi. Kalbine soruyorum yerimi: Başarabilir misin beni görmeyi? Cesaretin yeter mi? Topla cesaretini ve Gör Beni. Birileri bizden fırtına bekliyor, onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?

Yayınevi: Everest Yayınları

Sayfa: 592

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 



Devamını oku

Edebiyat

Semih Ertürk’ ün ilk kitabı çıktı

Semih Ertürk’ ün edebi anlamda ilk kitabı ”Top Sakallı Bir Magandanın Entel Bamyalı Hayalleri” Elpis yayınları etiketi ile tüm dijital platformlardakini yerini aldı.



Kitap çıkarmak için otuzumu geçmeyi bekledim. diyen yazar Ertürk, Çünkü şiir’in olgunluk ister gençliğin verdiği hislerin süzülmeden yazılması çok sağlıklı olmayabilir ifadelerini kullandı. Yeni kitabı hakkında kısa bir sohbet gerçekleştirdiğimiz yazar Semih Ertürk, okuyucuların kitap hakkında merak ettiği bir kaç soruyu sizler için cevapladı.

Peki bu kitap ile ilgili neler söylemek istersin ?

Kitap için diyebileceğim pek çok şey var fakat isim bugünkü cağımıza uygun gibi duruyor. Aşk hayatımda pek kimse olmadığı için duygu içerlemelerim biraz soyut bir zeminde seyrediyor fakat bu ilhamımı beslemesi açısından da faydalı bir durum. III.Yeni tarzını deniyorum yani postmodernizmin içine biraz Garip Akımı’ndan biraz II.Yeni’den biraz mitoloji ve mistisizmden biraz Divan şiirinden vs. faydalanarak yeni bir tarz oluşturmaya çalışıyorum. Bu bakımdan bakımdan entel bamyalı hayellerim var. Ve bu sevgisizlik durumu da magandalık tarafı. Tabii ömrüm olursa seriyi devam ettireceğim. Beyaz Zambaklar ülkesindeki gibi bıkıp usanmadan, yılmadan çalışıp ülkemizi daha güzel bir aydınlığa ve refaha kavuşturmaya çalışıyorum. Ben bunu sanatla yapıyorum ve bu kitap da bunun bir başlangıcı. Şiir az okunan bir tür ama olsun ilerde bol bol okunacağına eminim. Hiçbir toplum şiirsiz yapamaz. Bir entelektüel olmak, efendi kıyafetleri giymek veya boynuna kolalı yakalar, başına da son moda şapka geçirmek anlamına gelmez. Biz eğitimden sonra iyi ücretler alıp akşamları restoranlarda oturup iskambil ve kıraathane denilen yerlerde domino okey oynayalım diye bu ulus bizi büyütmedi. Biz, ulusun irade ve enerjisini, vicdanını uyandırmakla yükümlüyüz. Bunun için iyi ornek olmak zorundayız. Ulusumuzun eğitimsizliği, kabalığı, sefaleti vs. bizim rezilligimizdir, bizim suçumuzdur. Ulus işlerini zamanında görmeye, düzene, disipline alıştırılmalı, içindeki vicdan geliştirilmeli. Kendiri nasıl büküp urgan yapıyorlarsa ve onları bükmeye devam edip o ipleri büküp okyanusa açılan kocaman gemilerin bağlandığı kalın urganlar oluyorsa şiir de böyle.

Yayınevi ile anlaşma nasıl oldu ve kitabını ilk eline aldığında ne hissettin ?

Yayıneviyle anlaşmam şöyle oldu: şiirleri bir dosya halinde pek çok yayınevine gönderdim ve içlerinden bu döndü. Sonrasında anlaşmamızı yaptık ve kitap çıktı. Onu elime ilk aldığımda hissettiğim şey bir çocuğum olmuş hissiydi. Sonuçta onu oluşturup dünyaya getiren bendim. Yerimde duramıyordum, çok sevinçli ve heyecanlıydım. Adeta aşık oldum. Zaman zaman uykularım dahi kaçtı ama değdi. Ropörtaj için tekrar teşekkür ederim gayet kısa ve güzel oldu.

Kitabı satın almak için tıkla!

Haber: Samet Tosun
[email protected]



Devamını oku

Edebiyat

Hakan Demir’in kaleminden ”Beşinci mevsim onuncu köy” çıktı

Manisa medya tv’de gönülden düşenler isimli programın yapımcı ve sunucusu, gazeteci Hakan Demir’in yeni kitabı ”Beşinci mevsim onuncu köy” uyanış yayınevi etiketi ile geçtiğimiz günlerde dijital platformlardaki yerini aldı.

Yazar resmi sosyal medya hesabında kitap ile ilgili bir kaç bilgi paylaştı. Kitabın tüm gelirinin Manisa şehit aileleri derneğine bağışlandığını ifade etti. Kitabın yayınlanmasının üzerinden daha kısa bir zaman geçmesine rağmen kitap satan bir çok dijital platformlarda kitabın tükendiği bilgisini aldık.

Kitabı satın almak için tıklayabilirsiniz!



Devamını oku

Edebiyat

Samsung Galaxy A80’in Türkiye fiyatı belli oldu

Samsung’un, dönebilen kamerası sayesinde ekranda hiçbir çentik veya kamera deliği bulunmayan ilk telefonu Galaxy A80, geçtiğimiz nisan ayında tanıtılmasının ardından sessizliğe bürünmüştü. Şirket, geçtiğimiz haftalarda nihayet telefonu birçok ülkede piyasaya sürmeye başlamıştı. Bu ülkeler arasına şimdi de Türkiye eklendi.



6,7 inç büyüklüğünde ve 2400×1080 piksel çözünürlüğünde, tamamen çentiksiz ve kamerasız Full HD+ Super AMOLED ekrana sahip Samsung Galaxy A80, 48 MP + 8 MP + ToF derinlik kamerası olmak üzere üç arka kameraya ile karşımıza çıkıyor. Orta-üst seviye telefonların en güçlüleri arasında yer alan telefon, gücünü Snapdragon 730G işlemcisinden alıyor. 8 GB RAM ve 128 GB depolama alanı ile gelen telefonda, 25W hızlı şarj desteğine sahip 3700 mAh kapasiteli bir batarya bulunuyor.

Arka kameraları kızaklı bir sisteme yerleştirilen Galaxy A80’de, kızağın üst taraftan açılmasıyla arka kameralar ön tarafa çevriliyor. Böylelikle telefonda bulunan güçlü arka kameralar, aynı zamanda ön kamera olarak kullanılabiliyor.

Son olarak Android 9 Pie işletim sistemi ile piyasaya çıkan bu ilginç tasarımlı telefon, bugünden itibaren 6 bin 099 TL’lik fiyat etiketiyle ülkemizde satışa sunuldu. Ancak telefonun sahip olduğu özelliklere bakacak olursak bu fiyatın biraz pahalı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.



Devamını oku

Edebiyat

Yeni çıkan kitapları sizler için araştırdık

Kitap okumayı sevenler için yeni çıkan kitapları araştırdık. Kitaplar arasında eski abd başkanının eşide var bi göz atmakta yarar var, hadi başlayalım o zaman.



Bennu Gerede’ nin kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Sözüm ona ben toplumun eğitimli, özgür, hatta marjinal bir yüzünü temsil ediyorum. Peki ya gördüğüm şiddete susmamı neyle açıklayacağız? “Sevgi”, “cinsellik” ve “şiddet” zihnimde hep kol kola gezmiş. Bir araya gelmemesi gereken bu üç kavramın kurbanı olduğumu anladığımda, zaten çoktan etlerim çürümüş, kalbim kırıklarla dolmuş ve zihnim bulanmıştı. Çocukluğumdan beri böyle öğrenmiş, bunun üzerine inşa etmişim kendi gerçeğimi. Yanlış yapmışım. En büyük yanlışım ise şiddeti kabullenmek olmuş. Bana kızacaksınız! “Sahiden yaşamış mı bu kadın bunları, yok artık daha neler?” diyeceksiniz. “Aptal!” diyenleriniz bile çıkacak biliyorum çünkü bunları vaktiyle kendime söylemiş olan benim. Ama bir farkla. Zor öğrensem de öğrenebildiğim için mutluyum. Acı çeksem de acılarımı dindirebildiğim ve güçlü biri haline dönüştüğüm için mutluyum. Zorlansam da, zorlukların hayatıma kattıklarının değerini görebildiğim için mutluyum. Mutluyum… Geldiğim noktadan memnun olduğum için mutluyum. Erkekler! Karşınızdaki kadın kim olursa olsun, cinsel fantezisi şiddet eylemi görmek bile olsa siz ona el kaldıramazsınız. Kaldırırsanız bir suç işlemiş olursunuz, bir insanlık suçu… Ve kadınlar! Gördüğünüz şiddete susarak, onu kabullenerek, başkasından çözüm bekleyerek “Kadına şiddete hayır!” sloganları atmanız bir işe yaramaz. Önce kendi devriminizi yapacak, bayrağınızı sonra dalgalandıracaksınız.

Yayınevi: Destek Yayınları

Sayfa: 216

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Michelle Obama’ nın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

ABD’nin eski first lady’sinin samimi, etkili ve ilham veren hikâyesi… Michelle Robinson küçük bir kızken, abisi Craig’le aynı odayı paylaştığı evden, kovalamaca oynadığı parktan, ebeveynleri Fraser ve Marian Robinson tarafından sözünü esirgemeyen ve korkusuz biri olarak yetiştirildiği Chicago’nun Güney Yakası’ndan ibaret bir dünyası vardı. Ama çok geçmeden hayat onu ilerilere taşıdı; ortamdaki tek siyah kadın olmanın nasıl bir his olduğunu ilk kez öğrendiği Princeton Üniversitesi’nin koridorlarından, güçlü bir şirket avukatı olarak çalıştığı camdan iş kulesine… Sonra bir yaz sabahı Barack Obama adlı bir hukuk fakültesi öğrencisi karşısına çıktı ve özenle oluşturulmuş bütün planlarını altüst etti. Michelle Obama bu kitapta, eşinin hızlı siyasi kariyeriyle işi ve ailesi arasındaki dengeyi kurmaya çabaladığı evliliğinin ilk yıllarını anlatıyor. Bizi kocasının başkan adayı olma kararının arkasındaki mahrem tartışmaya ve ardından kampanya sırasında popüler ama çok da eleştirilen bir figür olarak oynadığı role dahil ediyor. Ailesinin uluslararası spotlar altında gerçekleşen ve tarih değiştiren yükselişini, Beyaz Saray’da geçirdikleri sekiz önemli yıl boyunca o ülkesini, ülkesi de onu tanırken, perde arkasında yaşadıkları capcanlı hikâyeyi zarif, esprili ve alışılmadık bir açık yüreklilikle dile getiriyor. Benim Hikâyem bizi Iowa’nın mütevazı mutfaklarından Buckingham Sarayı’ndaki balo salonlarına, yürek donduran bir yastan, zorluklar karşısındaki müthiş dirence doğru götürüyor; özüne uygun yaşamak için çabalayan, tüm gücünü ve sesini yüksek ideallere öncülük etmek için kullanan bu çığır açıcı, benzersiz, tarihî figürün ruhunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Michelle Obama kendi hikâyesini dürüstlük ve cesaretle anlatırken okuruna da şu önemli soruyu sorduruyor: Ben kimim ve kim olmak istiyorum?

Yayınevi: Mundi

Çevirmen: Pınar Kür

Sayfa: 496

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Esra Ezmeci’ nin kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Yaşanmamış bir hayattan daha üzücü ne olabilir? Yaşam size ne getirir bilemezsiniz ama sizden ne götüreceğini siz belirlersiniz. İnsanız. Yanlışlarımızla doğrularımızla, başarılarımızla başarısızlıklarımızla, sevdiklerimizle sevemediklerimizle, yaptığımız ve var olduğumuz her şeyde her an gelişiyor ve büyüyoruz. Bazen canımız o kadar acıyor ki hayata küsüp büyümeyi ve gelişmeyi unutuyoruz. Oysa varlığımızın en anlamlı kısmı hatalarımızdan, tecrübelerimizden ders alarak gelişmek, ilerlemek ve en büyük besinimiz sevgiye her zaman yer açmaktır. Unutmayın, hiçbir zaman, bir daha sevemeyecek, yeni bir hedefin peşine düşemeyecek, yeni hayaller kuramayacak kadar yaşlanmayacaksınız. Hâlâ nefes alıyorken yaşamdan istediğinizi alın. Neden yanlış kişiye âşık oluruz? Neden kimseye hayır diyemeyiz? Neden ilişki kurmaktan ve bağlanmaktan korkarız? İlişkilerde kaybettiren davranışlar nelerdir? Sevdiğiniz kişiyi evliliğe nasıl ikna edersiniz? Nasıl kendiniz olursunuz? Özgüven nasıl kazanılır? Geçmiş travmalarla nasıl başa çıkılır? Hayatınızı nasıl değiştirirsiniz? Mutluluk yanılsaması nedir? Neden hep mutsuz hissederiz?

Yayınevi: Destek Yayınları

Sayfa: 200

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Nejat İşler’ in kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Gözlerimi kapadım, seni düşledim. yan koltuğumda oturuyordun. elinde bi kitap vardı. göz göze geldik, “masal okuyorum, iyi geliyor,” dedin. yanıma kitap almayı unutmuşum. sıkıntımı anladın, kitabı bana uzattın. “al, okumaya başla, iyi gelecek.” teşekkür edip aldım kitabı elime. tam ilk sayfayı çevirecekken uçağın güvenlik anonsu düşlerimden uyandırdı beni. gözümü açtığımda, hostes kılığına bürünmüş dünyanın en güzel kadını, portakal suyu uzattı, çapkın bi göz kırpış eşliğinde. “Buyrun nejat bey.” “Teşekkür ederim.” Bardaktan bi yudum aldım. havai fişekler patladı içimde. votka portakal! tekrar kapattım gözümü, düşümde seni görmek için. kitabı geri verecektim, yoktun. kitabın kapağına baktım: Ben Hep Senin Yanındaydım. Masallara daldım…

Yayınevi: Mundi

Sayfa: 160

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Elif Şafak’ ın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Adı Leyla’ydı. İstanbul’un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hâlâ. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca…

Yayınevi: Doğan Kitap

Sayfa: 392

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Osman Sungur Yeken’ in kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Daha anlamlı yaşamak için İlber Ortaylı’dan tavsiyeler. “Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”

Yayınevi: Yediveren Yayınları

Sayfa: 256

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Kürşat Başar’ ın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Evimden çok uzaktayım. Zaten benim evim var mıydı, gerçekte hiç oldu mu ondan da emin değilim. Tek bildiğim, herhalde tam da bu yüzden, kendi içimde bir ev kurduyum. Evet evim var, içimde, benimle her yere gelen bir ev. Türk edebiyatının en özgün seslerinden biri olan Kürşat Başar, Aklımda Hep Sen’de yine en iyi yaptığı şeyi yapıyor: insanın hayat boyu içinde kalmak isteyeceği o anı, gerçek aşkın hikâyesini anlatıyor, kendine has üslubuyla aşka, ilişkilere dair yeni sorular soruyor. Aklımda Hep Sen günün birinde, seyahate çıkıyorum diyerek birdenbire evini, ailesini, küçük kızını terk edip kendisine bambaşka bir hayat kuran kayıp bir babanın bıraktığı büyük boşluğu nasıl doldurabileceğini bilemeyen Ebru’nun, bilinmeyen bir yere doğru çıktığı tren yolculuğunda anımsadıklarıyla, çocukluktan genç kızlığa evrilme, büyüme, yalan söylemeyi öğrenme, kendini arama, geçmişle hesaplaşma ve hayatının ilk ve son gerçek aşkını bulma serüveni.

Yayınevi: Everest Yayınları

Sayfa: 392

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Guy Finley’ ın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

İlişkilerin büyüsünü keşfetmeye ve sevdiğinle beraber uyanabilmeye hazır mısın? O halde doğru sev! Hem de sınırsızca, doludizgin, alabildiğine, cüretkârca, cömertçe, hiç esirgemeden, geri adım atmadan, sağanak misali yağarcasına, hesap etmeden, ölçüp tartmadan, eğip bükmeden, teminat aramadan, verdiğinin geri dönmesini beklemeden, garanticiliğe meyletmeden, korkusuzca, cesaretle sev! Çünkü sevebilmek, içsel bir reformdur. Bir şeyleri sevmeye başladığında, dünya da değişmeye başlar. Sevilmemek korkusundan özgürleşmiş, sevmek için sevilmeye ihtiyacın kalmamıştır artık. Hesapsızca sevebilmenin ve sevdikçe her şeyi değiştirebilmenin büyüsüyle yeni hayatlar ve ilişkiler inşa ediyor, sonsuz olasılıklara fırsat veriyorsundur. Kaybetme korkusu bir tehdit değildir bundan böyle. Bilirsin ki sevebilen için kaybetmek yoktur. İşte bu yüzden “Sevip sevilmek cennettir…” diyenler yalan söylediler hep. “Her şeye rağmen sevebilmektir cennet…” İlişkinin gerçek büyüsü Sevebilmektir… Uluslararası çok satanlar listesinde haftalarca bir numara olan, Türkiye’de de yüz binlerce okura ulaşmayı başaran VAZGEÇEBİLMEK kitabının yazarı Guy Finley’den, ilişkilerin büyüsü üzerine eşsiz bir sevgi çözümlemesi… SEVEBİLMEK adlı bu yeni kitabıyla ilişkilerin kaderini baştan yazmaya talip olan Guy Finley, bir kez daha doğru bilineni tersine çeviriyor ve sevginin prensiplerini sıralıyor peş peşe… Üstelik, “Sevmek tabii ki büyüleyici ama mesele doğru sevebilmek…” diyor.

Yayınevi: Destek Yayınları

Çevirmen: Selda Terek

Sayfa: 240

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla


Devamını oku

Edebiyat

Haftanın en çok satan kitaplarını sizler için derledik

Kitap okumayı sevenler için haftanın en çok satan kitaplarını derledik. Nilgün Bodur her zaman olduğu gibi listemizin içerisinde yer alıyor.



İlber Ortaylı’ nın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Daha anlamlı yaşamak için İlber Ortaylı’dan tavsiyeler. “Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”

Yayınevi: Kronik Kitap

Sayfa: 288

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Nilgün Bodur’ un kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

“Acaba çok yanlış yaptığım için mi yalnız kaldım, yoksa yalnız kaldığım için mi yanlış yaptım?” Yanlış olan, başkasını sevmek değildir. Bir başkasını sevmek dünyanın en güzel, en tamamlayıcı hissidir. Yanlış olan, yanlış olanı sevmektir. Sevilenin yanlış olduğunu da, sevmeden kimse bilemeyecektir… Sevilenin kendisi bile… Her nerede iyi bir kalp ve doğru bir niyetle, umutla ve hayalle adım atıyorsanız ve sonunda acı çekiyorsanız, anlayın ki yanlış değil, sadece yalnızsınız. Nilgün Bodur’un üçüncü kitabı YANLIŞLIKTAN DEĞİL YALNIZLIKTAN kendi hayatından izlerle dolu. Okuması eğlenceli ve duygulu bir anlatı… Bu kitabı farklı kılan bir diğer özellik ise kendi yaşanmışlıklarına dürüstçe, cesaretle ve samimiyetle neşter vurabiliyor olması. En kıymetli yanıysa kimseyi yarı yolda bırakmaması. Okuruna karşı son derece şefkatli bir yazar duruyor önümüzde. Yaralarımıza karşı hiç de zalim değil. İyileşebilmenin her türlü çaresini bonkörce veriyor satırlarında. İnanıyorum ki herkese iyi gelecek bu kitap… Şifa olmak için değil, şifa bulmak için yazılmış çünkü…

Yayınevi: Destek Yayınları

Sayfa: 160

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

İskender Pala’ nın kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Yazı yoktu ama o vardı. Tekerlek icat edilmemişti ama o yerli yerindeydi. Dünya yaratılmamıştı ama o kasılıp gevşiyordu. İnsan henüz cennetteyken onunlaydı ve içindeki her şey de sevgi, aşk, vefa, iyilik, şükür, hamd, dostluk gibi erdemler üzerineydi… Âdem ata onun sesini dinleyip arzusunu giderme gayretine düşmeseydi belki de yolu yeryüzünde tövbelere, pişmanlıklara ve umutlara hiç evrilmeyecek; çevresi daralmalar ve genişlemeler, arınmalar ve kirlenmeler, yangınlar ve donmalarla hiç kuşatılmayacaktı. Şimdi? Aşk ve nefret, iyilik ve kötülük, saadet ve keder, iman ve inkâr… İnsana insan olduğunu artık bunlarla hissettiriyor. Bazen aydınlık, bazen karanlık; gören göz veya işiten kulak bazen… Göğüs kafesinde ahenkle her büzülüp genişlemesi bizi içten içe süratle değiştiriyor ve hâlden hâle döndürüyor. Bud-dub… bud-dub… bud-dub… Sesindeki ters-yüz oluş bile adıyla örtüşük: “Bir şeyi bir yönden öteki yöne çevirmek; renkten renge giriş, kararsızlık, durmadan dönüşüm ve değişim = KALP.” Kalbe dair ne varsa… İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…

Yayınevi: Turkuvaz Kitap

Sayfa: 328

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Azra Kohen’ in kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. eni gör. Derinliğimde boğulmadan, Sorularımda kaybolmadan, Korkularında yok olmadan, Gör Beni. Bir fısıltıya koydum kendimi. Kalbine soruyorum yerimi: Başarabilir misin beni görmeyi? Cesaretin yeter mi? Topla cesaretini ve Gör Beni. Birileri bizden fırtına bekliyor, onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?

Yayınevi: Everest Yayınları

Sayfa: 592

Yıl: 2019

Kitabı Satın Almak için Tıkla

 

Guy Finley’ in kaleme aldığı kitap tanıtım bülteninde;

Değişmeye hazırsanız, işte cevabınız! Gelmiş geçmiş en çok satan kişisel gelişim kitaplarından biri olan Vazgeçebilmek mutluluğa giden yolda yanınızda bulundurabileceğiniz en güvenilir kılavuz. Sizi mutluluktan alıkoyanlar neler bir düşünün. Ve hepsinden vazgeçin gitsin. Söylemesi kolay ama yapması değil, öyle mi? Guy Finley bu kitapta adım adım mutluluk ile aramızda dikilip duran o duvarı nasıl yıkacağımızı, vazgeçmemiz gerekenleri nasıl bırakacağımızı ve nasıl özgürleşeceğimizi anlatıyor. Vazgeçebilmek’i okurken öfke, kin, kaygı, suçluluk duygusu ve daha pek çok olumsuz düşünceden arındığınızı fark edecek ve her sorunun cevabının yine sizin içinizde olduğunu göreceksiniz. Gerçek yaşamöyküleri, içten diyaloglar ve zihni çalıştıran sorular zaten içinizde barındırdığınız gücü ve duygusal özgürlüğü size geri verecek.

Yayınevi: Destek Yayınları

Sayfa: 304

Yıl: 2018

Kitabı Satın Almak için Tıkla



Devamını oku

Trending