Takip Edin

Röportaj

Cumhur Çiğci: Ben aşkı bu yüzden güvercinlere benzetiyorum.

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

Söz yazarı, besteci ve yazar Cumhur Çiğci, hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar Cumhur bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misin? Cumhur Çiğci kimdir?

Cumhur Çiğci: Ben teşekkür ederim. 1982 bursa doğumluyum, yazar şair şarkı sözü yazarı ve kuaförüm. ilk kitabım kimsesiz kimseye sevdalı kimse şiir kitabım. Ardından vişne çürüğü roman kitabım raflarda yerini aldı. Bu iki kitabı hazırlarken için içinde şarkılar cıktı bir kaç söz ve bestesi ardından bir diğer müzisyen ve değerli besteci arkadaşlarımla da ortak şarkılarımızı dinleyicilerimize sunduk.

Samet Tosun: Peki yazmaya nasıl başladın ? Yeni kitabını ilk olarak eline aldığında neler hissettin ?

Cumhur Çiğci: Yazmaya 15 yaşında başladım. O zaman ilk aşka ilk sevgiliye yazılan mektuplar vardı. Yazdığım mektupların karşılığı gelmeyince. kendime mektup yazardım. Sonra kendime mektup yazmaktan da vazgeçtim. Her şey şiire dönüştü. ilk kitabımı elime aldığımda çok duygulandım. insanın hayalini kurduğu ilk basamağı atmak çok özel ve güzeldi.

Samet Tosun: Edebiyat sence bir terapi midir ?

Cumhur Çiğci: Felsefe insanın iç dünyasıyla alakalı. Her insanın kimyası, bakış açısı farklıdır. mesela benim iç dünyamda müzik terapidir. Müzik beni tedavi ediyor bende müziği tedavi ediyorum.

Samet Tosun: Seni en çok ne mutlu eder ?

Cumhur Çiğci: Gün içersin de bir çok cumhur’um, şiir yazan, roman yazan, şarkı yazan, kuaförlük yapan cumhur’um. Hepsi birbirinden farklı, hepsini ayrı ayrı seviyorum . Hepsini topladığın ise mutsuzluğun la mutlu olmaya öğrenen biri çıkıyor. Cumhurlar benle mutlu. Bende cumhurla mutluyum.

Samet Tosun: Yazma süreci nasıl gerçekleşiyor ? yazarken olmazsa olmazım dediğin şeyler var mı?

Cumhur Çiğci: Ben bugün kitap yazayım. Yada şarkı yazayım diye bir şey yok, insanın içinde bazen birikimler oluyor ve bu birikimler ilhamla duyguyla zekayla birleşince muhakkak ortaya bir şey çıkıyor. Yazmak hapşırmak gibidir geldi mi tutamıyorsun.

Samet Tosun: Aşk’ta gurura yer var mı? Neden?

Cumhur Çiğci: Aşkta gurur yok . Aşk özgür olmalı. Mesela bir güvercin kafeste güzel gözükmez. Günlerce o kafeste sefa sürmez. güvercin kafesten çıktığında gökyüzünün mavisinde dolaştığında o kadar güzelleşir ki kendine hayran bırakır. Günlerce kafeste tuttuğun için güvercin sana kızıp başka çatılara konsada. Dönüp dolaşacağı yer yine senin çatındır, o kafese gireceğine bile bile sana gelir. Ben aşkı bu yüzden güvercinlere benzetiyorum. Aşka sahip olunmaz çünkü aşk eşya değildir. Aşk özgürlüktür.

Samet Tosun: Hayatında burası benim için viraj dediğin bir yer var mı ?

Cumhur Çiğci: Vişne çürüğü kitabım diyebilirim. Açık konuşmak gerekirse yazarlık deliliktir. Çünkü yaşanmışlıklar yaşanmamışlıklar ve yaşamak isteyip te yaşayamamayı yazmak deliliktir. Kabul ediyorum deliyim. önümde elbette zorlu virajlar var. Ama Allah bana bu lütfu sunduysa açılan her kapı benim için bir dönüş noktası.

Samet Tosun: Hayatının bir dönüm noktasında sana eşlik eden şarkılar hangileriydi?

Cumhur Çiğci: Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu’nun bütün şarkıları. Ama tek şarkı diyecekseniz yıldız yok benim ”buz kırağı” şarkısı, ve o şarkının notası kolumda dövme olarak bulunmaktadır.

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Cumhur Çiğci: Hepimiz bu dünyada uyuyoruz ölünce uyanacağız. Uyandığımızda ne güzel bir rüyaydı diyebilecek kadar iyi kalpli olalım.

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Cumhur Çiğci: Kitaplarla aram iyidir, en son Cezmi Ersöz’ün ”şizofren aşkın günlükleri” kitabını okudum.

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Cumhur Çiğci: Kahve günlük hayatımın vazgeçilmezleri arasında, kahvenin yanına müzik ve dostlar eklenince tadı bir başka güzel oluyor.

Samet Tosun: Son olarak da DS kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Cumhur Çiğci: DS Kültür Sanat ekibine bu yola çıktığım ilk günden bugüne bana destek oldukları için öncelikle sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum, hep var olun. İnternet’te böyle bir eksik vardı zaten, ve bu eksiği DS Kültür Sanat’ın tamamladığına inanıyorum.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir o kadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Cumhur Çiğci: Ne demek asıl ben teşekkür ederim 🙂

Röportaj: Samet Tosun – DS Kültür Sanat
Mail: [email protected]



Röportaj

Ömer Faruk Özcan: Konuşmaya başladığım andan itibaren müziğe karşı çok ilgili olduğumu ifade edebilirim.

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

Türk sanat ve Türk tasavvuf müziği sanatçısı Ömer Faruk Özcan, hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar Ömer Faruk Bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Ömer Faruk Özcan kimdir?

Ömer Faruk Özcan: 1977 İzmir doğumluyum. İlginç bir eğitim hayatım oldu. Beş buçuk yaşında başladığım ilköğretim hayatımın ardından Sağlık meslek lisesinde eğitim gördüm. Ardından ikisi de Ege Üniversitesi’nde olmak üzere önce İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, sonrasında da birincilikle kazandığım ve yine birincilikle mezun olduğum, Devlet Türk Müziği Konservatuarı Ses Eğitimi bölümü. Bu arada 1995 yılında Urla Devlet Hastanesi’nde başladığım, Adnan Menderes Havalimanı Sağlık Denetle Merkezi’nde devam eden 24 yıllık bir çalışma hayatı. Eğitim ve çalışma hayatını ve sonrasında müzikal yaşantımı bugüne değin birlikte yürüte geldim.

Samet Tosun: Müzik hayatına nasıl girdi ve senin için nasıl bir öneme sahip?

Ömer Faruk Özcan: Konuşmaya başladığım andan itibaren müziğe karşı çok ilgili olduğumu ifade edebilirim. İlkokuldan itibaren -hele ki 80’lerde- “küçük” sanatçıların furya olduğu dönemlerde, hem okul ve sınıf ortamında hem de aile çevresinde sesim nedeniyle her daim şarkı-türkü söylemekle görevlendirilmişimdir. Nazarî manada bilinçli bir müzik eğitimine ise ancak 25 yaşında, ikinci üniversite olarak girdiğim Konservatuvarda erişebildim. Mezun olduktan sonra bugüne değin profesyonel olarak hep sahne ve konserlerde yer aldım. Kısaca müzik hayatımda hep varoldu.

Samet Tosun: zeytin gözlüm sana meylim nedendir, sana ne ifade ediyor?

Ömer Faruk Özcan: Anne ve Babamın ifadesiyle TRT’nin tek kanal olduğu yıllarda, müzik programlarından dinleyerek öğrendiğim ve henüz 3 yaşındayken yarım yamalak okumaya çalıştığım ilk Türk Sanat Müziği eserdir “Zeytin gözlüm sana meylim nedendir”… Yıllar sonra bu eserin bestekârı Erol SAYAN Hocamla tanışmak ve Manisa’da bir konserde birlikte yer almak ise benim için ayrı bir gurur ve mutluluk vesilesi olmuştur.

Samet Tosun: Müzikten arta kalan zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun ?

Ömer Faruk Özcan: Müzik, programlar ve sahne dışında memuriyet hayatım devam etmekte.24 saat nöbet esasına göre çalıştığım için müzikle iş hayatını birlikte yürütmek bugüne kadar zor olmadı çok şükür. Bu arada hayatımın merkezinde yer alan aileme; eşime, 11 yaşındaki kızım ve 6 yaşındaki oğluma zaman ayırıyorum.

Samet Tosun: Bugüne kadar katılmış olduğun yarışma programlarından bahsedelim, sana nasıl bir katkısı oldu?

Ömer Faruk Özcan: Bugüne kadar epey bir müzikal yarışma deneyimim oldu. 2003’te henüz Konservatuvar 2. Sınıfta iken katıldığım Buca Belediyesi Tsm Ses yarışması İzmir ikinciliği, 2009’da Türk Eğitim Vakfı Sed yarışması Türkiye dördüncülüğü ve 2010 yılında TRT Ankara Radyosu Tsm ses yarışması Türkiye birinciliği. Bu arada popüler alanda “O Ses Türkiye” yarışmasında da üç tur devam etmişliğim var. Yine Trt Müzik kanalında yayınlanan “ Sıra Sende Türkiye “ yarışmasını da dördüncülükle tamamladım. Tüm bu yarışmalar bana sahne performansı anlamında büyük tecrübeler kazandırdı. Aynı zamanda internet ortamında yarışma performanslarımın video kayıtları da şahsım adına önemli bir kazanım oldu.

Samet Tosun: Avrupa müzik ile nasıl tanıştın ? anlatırmısın?

Ömer Faruk Özcan: Gerek aile ortamım, gerekse kendi yaşantım itibariyle mütedeyyin bir kişiliğe sahibim. Bu nedenle tasavvuf içerikli bir albüm çalışması yapmak, hep hayalimdi. Bu anlayış ile İbrahim Hakkı Hz.’nin “Hakk şerleri hayreyler” şiirine yaptığım besteyi, can dostum ünlü aranjör Alper ATAKAN ile Marşandiz stüdyolarında demo olarak hazırladık. Bu demoyu Alper’in eşi Süperfm müzik direktörü canım kardeşim Duygu ATAKAN da Avrupa Müzik sahibi Deniz ERDEM’e dinletmiş. Deniz Bey’in çalışmamıza teveccüh göstermesiyle Avrupa Müzik’ten yayınladığımız “Sufi Aşk” isimli albümümüzün çıkış hikayesi böylece başlamış oldu.

Samet Tosun: Birazdan albümünden bahsedelim, üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen sıkılmadan dinlediğim nadir albümlerden bir tanesi diyebilirim. Peki bu albümün muhakkak bir hikayesi vardır. Biraz bahseder misin?

Ömer Faruk Özcan: “Sufi Aşk” albümüm, biri bana ait olmak üzere 3 yeni beste, 3 tanesi TRT repertuvarında yer alan sanat müziği eser, biri halk müziği türkü ve 4 tane de anonim ilahiden oluşan 10 eserlik nir Tasavvuf albümü… Albümün en göze çarpan özelliği, şarkı formunda bestelenmiş sanat müziği eserler olmasına rağmen, güfteleri itibarıyla sufi hislerle ve ilahi aşk ile yapılmış eserlerin de içinde olduğu bir albüm olması. Bunların en dikkat çekici olanı Sadettin KAYNAK’ın bir sabah namazı vaktinde rüyasında kendisini Ravzayı Mutahharede görüp, bunun üzerine Peygamber efendimiz için bestelediği “Muhabbet bağı” eseri. Herkesin dilinde olan fakat bu yönünü hemen hemen kimsenin bilmediği bu şarkıyı ruhuna uygun olarak bir tasavvuf albümünde okumak ilk kez bize nasip oldu. Albümümüzün bu hikayesi de ulusal medyada oldukça ses getirdi.

Samet Tosun: İlk klip ilk heyecan, ‘’Hak şerleri hayr eyler’’ in çekimlerinden bahsedelim, bizlere anlatırmısın?

Ömer Faruk Özcan: İlk klibimizi benim bestem olan “Hakk şerleri hayr eyler” eserine çektik. Kilbimizi stüdyo ortamında Kemal KEKEVA’nın yönetmenliğinde gerçekleştirdik. Oldukça heyecan verici ve keyifli bir çalışma oldu ve epey beğenildi.

Samet Tosun: Yeni projelerden konuşalım birazda, varmı müzikseverleri bekleyen yeni sürprizler ?

Ömer Faruk Özcan: En fazla maxi single çalışmasından öteye geçilmeyen müzik piyasasında büyük emeklerle hazırldığımız 10 eserlik albümümüzün bir süre daha takdir görmesi öncelikli hedefim. Ramazan ayı boyunca yaptığımız bir çok farklı şehirdeki konserlerimizde eserlerimizi halkımızla paylaşma imkanı bulduk. Fakat önümüzdeki süreçte herkese hitap edecek bir eseri single olarak çıkarmak istiyorum. Çünkü programlarımda Türk Müziğinin her tarzından eserler seslendiriyorum. Bunun yanında “Bir İz Bırakanlar” isimli şiir ve müziği bir arada sunan, gençlerimizde milli ve manevi bir şuur oluşturmayı amaçlayan kültürel etkinlik projemizi de Türkiye’nin birçok yerinde sunacağız. Bu proje beni çok heyecanlandırıyor. Kültür hayatımıza çok önemli katkıları olcağını düşünüyorum.

Samet Tosun: Kimleri dinliyorsun, eğer teklif gelirse bir proje albümde yer almak ister misin?

Ömer Faruk Özcan: Nitelikli olarak hazırlanan her tür yeni çalışmayı dinlemekle beraber, açıkçası hala eski sanat müziği ve halk müziği kayutlarını dinlemekten çok daha fazla keyif aldığımı söylemeliyim. Müzik kültürümüze katkısı olacak her projede yer almakran da onur duyarım.

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Ömer Faruk Özcan: İmkanım olsa verebileceğim mesaj ancak Yavuz Sultan Selim’in veciz sözünü tüm insanlara aktarmak olurdu; “Demine demlenip olma mağrur, gamına gamlanıp olma mahzun. Ne dem bâki, ne gam bâki. Edep ya Hu!!!”…

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Ömer Faruk Özcan: Kitap okumayı hobi değil hayatın gerekliliği görenlerdenim. Son okuduğum kitap Mustafa ARMAĞAN’ın yazdığı “İnsan yüzlü şehirler”

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Ömer Faruk Özcan: Çok zengin bir kahve kültürüm yok mâlesef. Fakat son zamanlarda sade içmeye alıştığım türk kahvesini, eşimle birlikte evde olduğumuzda, günde bir fincan da olsa tüketme alışkanlığı edindik.

Samet Tosun: Son olarak da DS kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Ömer Faruk Özcan: DSKültür Sanat; hem müzik gündemini rakip ettiğimiz, hem de edebiyat ve sinema dallarında günceli yakaladığımız, kültür ve sanat haberciliğinde büyük katkılar sunan bir digital medya organı oldunuz. Emeklerinize sağlık diyorum.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir okadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Ömer Faruk Özcan: Kendimi ve müzik çalışmalarımı anlatma fırsatı sunduğunuz için ben size çok teşekkür ederim. Yepyeni çalışmalar ve kültürel projelerde buluşmak dileğiyle tüm okurlara ve müzik severlere selâm ve muhabbetlerimi arz ederim…



Devamını oku

Röportaj

Erhan Gürel: Bir düet yapacak olsam, bu kesinlikle Merve Özbey olurdu

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

O Ses Türkiye ile hayatımıza giren, genç ve başarılı bir isim Erhan Gürel, hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar Erhan Bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misin? Erhan Gürel kimdir?

Erhan Gürel: Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 9 temmuz 1993 yılında dünyaya geldim. İlk öğretimimi devlet okulunda ardından orta öğretimimi kolej de okuyup lise’yi meslek lisesi torna tesviye bölümünde okudum. 4 kardeşiz. Kardeşler arasında En küçükleri benim. Şu anda müzik dışında başka bir şeyle ilgilenmiyorum.

Samet Tosun: O Ses Türkiye” yarışmasına katılmanın kariyerine ne gibi etkisi oldu?

Erhan Gürel: O Ses Türkiye yarışması bana sahne konusunda özgüven getirdi diyebilirim. Müzik hayatıma bir renk kattı ve benim için çok güzel bir tecrübe oldu. Sahnelerim arttı. Yeni insanlar tanıdım hepsi birbirinden iyi. Yeni yerlerde sahne aldım. Bir sürü programlara davet edildim. Siz değerli insanlarla tanıştım en önemlisi. Bu ve buna benzer bir sürü güzel şeyler.

Samet Tosun: Eğer bir düet yapma şansın olsa, kiminle gerçekleştirmek istersin?

Erhan Gürel: Bir düet yapacak olsam, bu kesinlikle Merve Özbey olurdu. Bunun nedeni ise kişiliğine ve sanatına duyduğum hayranlıktır.

Samet Tosun: Müzik sektöründe ön plana çıkmak için ses dışında görüntünün de önemli olduğunu düşünüyor musun?

Erhan Gürel: Tabiki de önemli. Sahne de yapılacak olan dansa yakışmak gerektiğini düşünüyorum.

Samet Tosun: Müziğin hayatındaki yeri ve önemi nedir?

Erhan Gürel: O olmazsa yaşayamam diyemem 😂 Ama yeri bende ayrı. Çünkü benim gibi bir sürü müzisyen arkadaşlarımın ne yazık ki torpili olmazsa bir yerlere gelemedikleri ortada o yüzden tadında seviyorum müziği.

Samet Tosun: Herhangi bir ünlüyle aklına gelen ilk hikâyeniz?

Erhan Gürel: Şarkıcı Kutsi ile bir prodüksiyon şirketinin mutfağında kuru fasulye pilav yemiştik 😂

Samet Tosun: Peki yeni projelerin var mı ? varsa biraz anlatır mısın ?

Erhan Gürel: Tabiki de yeni projelerim var. Yazmış olmuduğum şahsıma ait şarkılarım var, inşallah kısa bir zaman içerisinde güzel projelerle müzikseverlerle olacağım.

Samet Tosun: Peki gündelik hayatında nasıl birisin ? Neler Yapıyorsun ?

Erhan Gürel: Şunu bunu yapıyorum diyemem. Normal insanlar gibi bende hayatımı sürdürüyorum. Cevaplarım kısa ve net gelebilir normal monoton yaşamıma devam ediyorum 🙂

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Erhan Gürel: Kardeşliği, birliği ve beraberliğe değinen bir mesaj verirdim.

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Erhan Gürel: Kitaplarla aram pek iyi sayılmazdı bir kaç ay öncesine kadar ama şu ara iyiyim. Zevkle okuduğum bir kitap var ”şeytanın eli” isimli, gerilim sevenlere tavsiye edebilirim.

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Erhan Gürel: Kahvenin günlük hayatımdaki yeri oldukça önemli onsuz kendime gelemiyorum gergin ve mutsuz oluyorum kahve olmadan bu beden bi hiç diyebilirim 🙂

Samet Tosun: Son olarak da kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Erhan Gürel: Kültürün ve sanatın konusulduğu yerde edep, adap, ahlak ve saygı vardır. Sitenizde bu saydıklarıma örnek bir kuruluştur. Bana bu keyifli röportaj da yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir okadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Erhan Gürel: Ben teşekkür ederim 



Devamını oku

Röportaj

Rope: Dünyanın Hiç Bir Coğrafyasında Savaşın Olmasını istemiyorum

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

Rap müziğin genç ve başarılı ismi Onur Doğan, bilinen ismi ile Rope hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte. 



Samet Tosun: Merhabalar Onur bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misin? Onur Doğan kimdir?

Onur Doğan: Merhaba davetiniz için teşekkür ederim. Rope ve Onur aslında birbirinden çok farklı karakterler. Rope; hırslı, kaybetmeyi sevmeyen, hayallerinin peşini bırakmayan biriyken Onur; kendi minik dünyasından dışarı çıkmayı sevmeyen, hırslarından arınmış, huzurlu bi hayat dışında bi isteği olmayan biri. Yani mikrofon başındayken veya stüdyo ortamlarındayken çok başka bi insana dönebiliyorum. Klasik bilgilere gelirsek memleketim Isparta, Ankara’da yaşıyorum, 24 yaşında bi üniversite öğrencisiyim.

Samet Tosun: Peki aldığın ilk kayıt nasıl bir şeydi? Halen Duruyor mu?

Onur Doğan: İlk kaydın yeri hep çok başkaydı o hevesimi, heyecanımı bile hala unutamamışken şarkıyı unutmam pek mümkün değil:) Epeydir eski şarkılarıma bakmasam da klasörümde duruyor olması lazım. Protest tarzda bi şarkıydı.

Samet Tosun: Peki Onur Doğan’ın Rope’ yi yaratması nasıl gerçekleşti? Ve neden Rope?

Onur Doğan: Yaşıtlarımdan daha sinirli ve tepkili bi çocuktum bazı şeylerin farkında olmanın verdiği bi olgunlukta vardı tabi. Bir de şansıma o dönemlerde mahallemde oturan abilerim müzikle uğraşıyordu onlardan görüp kendi içimde sözler yazmaya başladım ve ilk kayıtlarımı da onlarla birlikte almıştım ama bunun öncesinde freestyle, grafitti, beatbox gibi şeylere de ilgim vardı yani kültüre çok yabancı değildim. Rope’den önce farklı mahlaslarım da oldu ama ilk başlangıç süreci böyleydi.

Samet Tosun: Geçtiğimiz günlerde 5 mayısı yayınladın, bu çalışma ile ilgili nasıl geri dönüşler aldın ?

Onur Doğan: Mayıs serisi benim için çok özel o yüzden seride ki her şarkıya ayrı bi özen gösteriyorum. Bunun sonucunda da tepkiler hep olumlu yönde oluyor ama Mayıs 5’de aldığım güzel yorumlar diğerlerine göre 2-3 kat daha fazlaydı o yüzden mutluyum, sağolsunlar 🙂

Samet Tosun: Taezın dışında Türkiye ve dünyada takip ettiğin sanatçılar kimler?

Onur Doğan: Müzik yapmayı sevdiğim kadar dinlemeyi de seviyorum o yüzden playlistim biraz geniş. Türkiye’den Sehabe, Gazapizm, Hayki gibi isimlerin işlerini yakından takip ediyorum hem de büyük bir saygım var kendilerine. Yurt dışından ise Token, Hopsin, NF, Passanger, Samra, Rakim, Nas gibi isimleri seviyorum kendi coğrafyalarında çok yetenekli insanlar.

Samet Tosun: Rope’ yi tanımlayan 3 kelime nedir ?

Onur Doğan: Hırslı, üşengeç, dağınık. Kesinlikle bunlar olurdu 🙂

Samet Tosun: Herkesin merak ettiği bir soruyu sormak istiyorum sana, ilk klibi ne zaman çekiyorsun ?

Onur Doğan: Aslında bugüne kadar 7 tane klip çektik 4’ü solo şarkılarıma üç tanesi düet projelereydi fakat hala bir tam ettiğini düşünmüyorum kendi imkanlarımız dahilinde çekildi hepsi o yüzden çok üst düzey işler değiller ama ilk profesyonel klip olarak konuşursam bu yıl 2 tane çekmeyi düşünüyorum.

Samet Tosun: Bence birazda ilerleyen dönemlerde yer alacağın organizasyon ve yeni projelerden bahsedelim ?

Onur Doğan: Proje olarak harika gelişmeler var; Bir çok insanın tanıdığı benim de çok sevdiğim insanlarla çalışma fırsatı yakaladım bu sene. Projeler henüz bitmediği için isim vermek istemiyorum ama yakın bir tarihte sırasıyla duyuracağım hepsini. Organizasyon konusunda ise biraz arka planda tutuyorum kendimi albüm hazırlığındayım çünkü. bir de malum her konser teklifi olumlu sonuçlanmıyor aksilikler olabiliyor. Ben çantama albümümü koyup kendi organizasyonumu yaparak tüm Türkiye’yi gezmek istiyorum küçük yaşlardan beri hayalim bu. Umarım yıl sonuna doğru ilk adımı atacağım:)

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Onur Doğan: Biraz klişe ama dünyanın hiç bir coğrafyasında savaşın olmasını istemiyorum o yüzden bu yönde bir mesaj vermek isterdim.

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Onur Doğan: Bana ilham veren bir çok yazar var onların sayesinde kitaplarla aram iyi. Ali Lidar’ın Tesirsiz Parçalarını okumuştum.

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Onur Doğan: Eskiden kahveyi çok sık tüketirdim fakat artık sevdiğim söylenemez. Onun yerine çay içiyorum bana daha iyi hissettiriyor 🙂

Samet Tosun: Son olarak da kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Onur Doğan: Sitenizi inceledim gayet güzel içerikler var, özgün kalabilmiş ve devamlı çalışmayı sürdürebilmişsiniz bunun içinde ayrıca tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını, emeğinizin de karşılığını almanızı diliyorum 🙂

Samet Tosun: Bu güzel ve bir o kadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Onur Doğan: Yaratıcı sorular için teşekkür ederim, daha güzel yarınlarda görüşmek üzere:)



Devamını oku

Trend