Takip Edin

Röportaj

İlkay Kıyak: İzmir’li; dürüsttür, sıcaktır, samimidir

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

Televizyon ve Radyo dünyasının sevilen isimlerinden İlkay Kıyak hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar İlkay hanım, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi ekranlardan tanıyoruz peki bize biraz kendinizden bahseder misiniz ?

İlkay Kıyak: Merhaba! Hoş geldiniz. Çok teşekkür ederim. Sağ olun. 🙂 İzmir doğumluyum. Hassas ve duygusal biriyim. Örgü örmeyi ve kitap okumayı seviyorum. El sanatlarına çok meraklıyım. Sevdiğim işi yaptığım için kendimi çok şanslı buluyorum. Hayvanları, doğayı çok seviyorum. Fast food tarzı yiyecekleri sevmem. Günde iki tane bol köpüklü Türk kahvesi içerim. Doğal olan her güzelliği severim. 🙂 Gülmeyi çok seven biriyim.

Samet Tosun: Hayatınızda televizyonla tanışmanız ne zaman oldu. Ve neden televizyon ?

İlkay Kıyak: Çalışma hayatımda televizyonla tanışmam, Türkiye’nin ilk yerel televizyonu olan SKY TV’de oldu. Çocukluğumdan beri spiker olmayı çok istiyordum. Derslerimi hep haber sunar, gibi çalışırdım. TRT’nin tek kanal olduğu dönemlerde yaşıtlarım çizgi film beklerdi, ben haber saatini… 🙂 Spikerin haber sunumunu dikkatle takip ederdim. Açılışa, sunuma ve kapanışa… Önemli günlerde Türkçe öğretmenlerim, sesimin ve türkçemin güzel olduğunu söyleyerek, hep ismimi yazardı. (23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim, 10 Kasım, 24 Kasım )Ben de yazı, şiir hazırlardım ve okurdum. 1999 yılında Spikerlik ve Sunuculuk kurslarına katıldım. 9 aylık ve sıkı bir çalışmaydı. Ben kursa devam ederken Tv’den, haber alt sesi okuyacak birine ihtiyaç olduğu söylenmiş ve eğitmenimiz de beni önermiş. Deneme kaydı yapıldı ve ertesi gün televizyonda haber alt sesi olarak başladım. Daha sonra Radyo Haberlerini kendim hazırlayıp, okudum. Ara haber ve ana haber sundum. Sonrasında, TRT’de seslendirmelerde bulundum. EGE TV’de haber spikeri, program yapımcı ve sunucusu olarak yaklaşık on yıl çalıştım. Stüdyoya girince başka bir dünyanın kapısı benim için açılıyor. O kapı da, beni çok mutlu ediyor. O yüzden Televizyonu çok seviyorum. Ekrandan hiç tanımadığım evlere konuk oluyor ve yüreklerine dokunuyorum. Onların Kardeşleri, kızları, torunları oluyorum. 🙂

Samet Tosun: Elinizde bir imkan olsaydı bugünde yine televizyon der miydiniz yoksa başka bir meslek seçer miydiniz?

İlkay Kıyak: Asla başka bir meslek düşünmezdim. Yine Televizyon, yine haber, yine program. Ve yine mikrofon. O yüzden çok şanslıyım.

Samet Tosun: Meslek hayatınızda unutamadığınız sizi etkileyen bir olayla karşılaştınız mı?

İlkay Kıyak: Canlı yayında depreme yakalandım. İlki 15.30’da ara haber sunarken, ikincisi sabah programını sunarken, ki bu çok şiddetliydi. Konuğum bile tedirgin oldu. Ben sanki bir şey olmamış gibi “Hocam deprem oluyor, biz devam edelim” dedim ve konuğum şaşkın, ürkek devam ettik. İki saat için internete, ertesi günde bütün ulusal kanallarda haberim yapıldı. “Soğukkanlı Spiker” diye. 🙂

Samet Tosun: İş hayatı dışında neler yaparsınız?

İlkay Kıyak: Tiyatro, konser ve sinemaya giderim. Evde dinlenmek iyi geliyor. Örgü örmek inanılmaz terapi. Otomobil Sporları ile uğraştım. 10 yıl hakemlik yaptım. İki yıl da Co-Pilot olarak yarıştım. (Rallide; Birincilik ve üçüncülük kupalarım var 🙂 )

Samet Tosun:Kitapları sevdiğinizi biliyoruz, hangi tür kitaplar okursunuz? Ve en son hangi kitabı okudunuz?

İlkay Kıyak: Roman, öykü, anı ve tarih kitaplarını seviyorum. Ayşe Kulin’in bütün kitaplarını okudum. Zülfü Livaneli aynı şekilde. En son arkadaşımın hediyesi olan iki kitap, “Papatya Kokan Kadın” ve Zülfü Livaneli “Serenad”. Şu an okuduğum “Ikigai-Japonların Uzun Ve Mutlu Yaşam Sırrı” ve Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna”. Bu gün bir konuğum, Grigory Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabını hediye etti. Sırada o var. 🙂

Samet Tosun:Peki bu hayatta neyi kaybetmekten çok korkarsınız ?

İlkay Kıyak: Heyecanımı… Vicdan, merhamet, insanlık kaybedilmez. Kaybedilmemeli… Ve de en önemlisi sağlık. Çünkü sağlıklı olunca yapmak istediğinizi yapabilir, sahip olmak istediğinize sahip olabilirsiniz. 🙂 Yapmak istediklerimin heyecanını kaybetmekten.

Samet Tosun: İnsanlarda şikayetçi olduğunuz bir takım hal ve hareketler illaki vardır, peki nedir bunlar?

İlkay Kıyak: Hep şikayetçi olmaları. Hiçbir şeyden mutlu olmamaları. İş yapmaktan, birşeyler üretmekten kaçınmaları. Hazıra konmaları. Sevgilerini, paralarını, yeteneklerini birileriyle paylaşmamaları. Hayatın mutlu yönlerini görüp, şükretmemeleri. Bir içten gülümseme ile sorunların çözülebileceğini, bilmemeleri. Sinemada, konserde saygılı davranmamaları ve başkalarını rahatsız etmeleri. Gerek konuşarak gerekse koltuğa ayaklarını vurarak. 🙂

Samet Tosun: Ya İzmir, İzmir sizin için ne ifade ediyor?

İlkay Kıyak: Ege’nin incisi İzmir, benim için cennet. Harmandalı oynayan erkeğe vurulmaktır. Efe Yürekli Anneye sahip olmak. Efe soyundan gelmektir. İzmirli olmak demek ota, çim olarak değil yemek olarak bakmaktır. Gördüğü her otu toplayıp, afiyetle yemektir. (Hatta bazen çiğ bile 🙂 ) İzmir’li olmak; gevreğe simit, çiğdeme çekirdek diyene kızmaktır. Kumrunun kuş olmadığını anlatmaktır. Sarma ve dolma ne demek, bilmektir. Domat diyen köylüye gülümsemektir. İzmir’li; dürüsttür, sıcaktır, samimidir. İnsan yaşadığı şehre benzer,bu yüzden İzmirli’ler hep güzeldir. 🙂

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Ben bütün İzmir ve İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim…” sözü İzmir insanın sıcak olduğunu kanıtlar.

Samet Tosun: Kahve denince aklınıza ilk gelen şey nedir ?

İlkay Kıyak: Türk kahvesi denince akan sular durur. 🙂 Benim için vazgeçilmez bir tutkudur. Sevdiklerimle, arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerin, sabah keyiflerinin, gün içerisinde yaptığım molaların en güzel yoldaşıdır, Türk kahvesi… Olmazsa olmazım. Aceleyle, öyle ayak üstü içilmez. Keyifle, mutlulukla içilmelidir. Bunun yanında kahvenin sunumu, içilmesi gibi özenli olmalıdır. Bol köpüklü sevgiyle yapılmış, orta Türk Kahvesi, tadıyla, sunumuyla paha biçilemez… Dostluk, sıcak ve samimi sohbet de eklendi mi?

Samet Tosun: Son olarak da kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

İlkay Kıyak: İnsanı insan yapan değerlerin başında, kültürümüze, sanatımıza ve tarihimize sahip çıkmak gelir. Kültür ve sanatla işlenmiş bir hayat, olmalı. Çocuklar, gençler, aileler yönlendirilmeli. Toplumun aydınlatılmasında, Kültür ve sanatın önemli bir rolü vardır. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözü, büyük bir anlam yüklüdür. Kültür ve sanatın ön plana çıkmasıyla, insanlar daha yaratıcı olur ve toplumsal olayları daha farklı yorumlar. Bir şehrin marka olabilmesi, kültüre önem vermesiyle olur.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir okadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

İlkay Kıyak: Ben teşekkür ederim. Çok keyifli oldu. İnsan sevdiği mesleği yaparsa hep mutludur. Kolay gelsin. Sevgi tohumları hepimizi sarsın. Yüreklerde ve yüzlerde hep gülümseme olsun… 🙂



Röportaj

Ömer Faruk Özcan: Konuşmaya başladığım andan itibaren müziğe karşı çok ilgili olduğumu ifade edebilirim.

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

Türk sanat ve Türk tasavvuf müziği sanatçısı Ömer Faruk Özcan, hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar Ömer Faruk Bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Ömer Faruk Özcan kimdir?

Ömer Faruk Özcan: 1977 İzmir doğumluyum. İlginç bir eğitim hayatım oldu. Beş buçuk yaşında başladığım ilköğretim hayatımın ardından Sağlık meslek lisesinde eğitim gördüm. Ardından ikisi de Ege Üniversitesi’nde olmak üzere önce İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, sonrasında da birincilikle kazandığım ve yine birincilikle mezun olduğum, Devlet Türk Müziği Konservatuarı Ses Eğitimi bölümü. Bu arada 1995 yılında Urla Devlet Hastanesi’nde başladığım, Adnan Menderes Havalimanı Sağlık Denetle Merkezi’nde devam eden 24 yıllık bir çalışma hayatı. Eğitim ve çalışma hayatını ve sonrasında müzikal yaşantımı bugüne değin birlikte yürüte geldim.

Samet Tosun: Müzik hayatına nasıl girdi ve senin için nasıl bir öneme sahip?

Ömer Faruk Özcan: Konuşmaya başladığım andan itibaren müziğe karşı çok ilgili olduğumu ifade edebilirim. İlkokuldan itibaren -hele ki 80’lerde- “küçük” sanatçıların furya olduğu dönemlerde, hem okul ve sınıf ortamında hem de aile çevresinde sesim nedeniyle her daim şarkı-türkü söylemekle görevlendirilmişimdir. Nazarî manada bilinçli bir müzik eğitimine ise ancak 25 yaşında, ikinci üniversite olarak girdiğim Konservatuvarda erişebildim. Mezun olduktan sonra bugüne değin profesyonel olarak hep sahne ve konserlerde yer aldım. Kısaca müzik hayatımda hep varoldu.

Samet Tosun: zeytin gözlüm sana meylim nedendir, sana ne ifade ediyor?

Ömer Faruk Özcan: Anne ve Babamın ifadesiyle TRT’nin tek kanal olduğu yıllarda, müzik programlarından dinleyerek öğrendiğim ve henüz 3 yaşındayken yarım yamalak okumaya çalıştığım ilk Türk Sanat Müziği eserdir “Zeytin gözlüm sana meylim nedendir”… Yıllar sonra bu eserin bestekârı Erol SAYAN Hocamla tanışmak ve Manisa’da bir konserde birlikte yer almak ise benim için ayrı bir gurur ve mutluluk vesilesi olmuştur.

Samet Tosun: Müzikten arta kalan zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun ?

Ömer Faruk Özcan: Müzik, programlar ve sahne dışında memuriyet hayatım devam etmekte.24 saat nöbet esasına göre çalıştığım için müzikle iş hayatını birlikte yürütmek bugüne kadar zor olmadı çok şükür. Bu arada hayatımın merkezinde yer alan aileme; eşime, 11 yaşındaki kızım ve 6 yaşındaki oğluma zaman ayırıyorum.

Samet Tosun: Bugüne kadar katılmış olduğun yarışma programlarından bahsedelim, sana nasıl bir katkısı oldu?

Ömer Faruk Özcan: Bugüne kadar epey bir müzikal yarışma deneyimim oldu. 2003’te henüz Konservatuvar 2. Sınıfta iken katıldığım Buca Belediyesi Tsm Ses yarışması İzmir ikinciliği, 2009’da Türk Eğitim Vakfı Sed yarışması Türkiye dördüncülüğü ve 2010 yılında TRT Ankara Radyosu Tsm ses yarışması Türkiye birinciliği. Bu arada popüler alanda “O Ses Türkiye” yarışmasında da üç tur devam etmişliğim var. Yine Trt Müzik kanalında yayınlanan “ Sıra Sende Türkiye “ yarışmasını da dördüncülükle tamamladım. Tüm bu yarışmalar bana sahne performansı anlamında büyük tecrübeler kazandırdı. Aynı zamanda internet ortamında yarışma performanslarımın video kayıtları da şahsım adına önemli bir kazanım oldu.

Samet Tosun: Avrupa müzik ile nasıl tanıştın ? anlatırmısın?

Ömer Faruk Özcan: Gerek aile ortamım, gerekse kendi yaşantım itibariyle mütedeyyin bir kişiliğe sahibim. Bu nedenle tasavvuf içerikli bir albüm çalışması yapmak, hep hayalimdi. Bu anlayış ile İbrahim Hakkı Hz.’nin “Hakk şerleri hayreyler” şiirine yaptığım besteyi, can dostum ünlü aranjör Alper ATAKAN ile Marşandiz stüdyolarında demo olarak hazırladık. Bu demoyu Alper’in eşi Süperfm müzik direktörü canım kardeşim Duygu ATAKAN da Avrupa Müzik sahibi Deniz ERDEM’e dinletmiş. Deniz Bey’in çalışmamıza teveccüh göstermesiyle Avrupa Müzik’ten yayınladığımız “Sufi Aşk” isimli albümümüzün çıkış hikayesi böylece başlamış oldu.

Samet Tosun: Birazdan albümünden bahsedelim, üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen sıkılmadan dinlediğim nadir albümlerden bir tanesi diyebilirim. Peki bu albümün muhakkak bir hikayesi vardır. Biraz bahseder misin?

Ömer Faruk Özcan: “Sufi Aşk” albümüm, biri bana ait olmak üzere 3 yeni beste, 3 tanesi TRT repertuvarında yer alan sanat müziği eser, biri halk müziği türkü ve 4 tane de anonim ilahiden oluşan 10 eserlik nir Tasavvuf albümü… Albümün en göze çarpan özelliği, şarkı formunda bestelenmiş sanat müziği eserler olmasına rağmen, güfteleri itibarıyla sufi hislerle ve ilahi aşk ile yapılmış eserlerin de içinde olduğu bir albüm olması. Bunların en dikkat çekici olanı Sadettin KAYNAK’ın bir sabah namazı vaktinde rüyasında kendisini Ravzayı Mutahharede görüp, bunun üzerine Peygamber efendimiz için bestelediği “Muhabbet bağı” eseri. Herkesin dilinde olan fakat bu yönünü hemen hemen kimsenin bilmediği bu şarkıyı ruhuna uygun olarak bir tasavvuf albümünde okumak ilk kez bize nasip oldu. Albümümüzün bu hikayesi de ulusal medyada oldukça ses getirdi.

Samet Tosun: İlk klip ilk heyecan, ‘’Hak şerleri hayr eyler’’ in çekimlerinden bahsedelim, bizlere anlatırmısın?

Ömer Faruk Özcan: İlk klibimizi benim bestem olan “Hakk şerleri hayr eyler” eserine çektik. Kilbimizi stüdyo ortamında Kemal KEKEVA’nın yönetmenliğinde gerçekleştirdik. Oldukça heyecan verici ve keyifli bir çalışma oldu ve epey beğenildi.

Samet Tosun: Yeni projelerden konuşalım birazda, varmı müzikseverleri bekleyen yeni sürprizler ?

Ömer Faruk Özcan: En fazla maxi single çalışmasından öteye geçilmeyen müzik piyasasında büyük emeklerle hazırldığımız 10 eserlik albümümüzün bir süre daha takdir görmesi öncelikli hedefim. Ramazan ayı boyunca yaptığımız bir çok farklı şehirdeki konserlerimizde eserlerimizi halkımızla paylaşma imkanı bulduk. Fakat önümüzdeki süreçte herkese hitap edecek bir eseri single olarak çıkarmak istiyorum. Çünkü programlarımda Türk Müziğinin her tarzından eserler seslendiriyorum. Bunun yanında “Bir İz Bırakanlar” isimli şiir ve müziği bir arada sunan, gençlerimizde milli ve manevi bir şuur oluşturmayı amaçlayan kültürel etkinlik projemizi de Türkiye’nin birçok yerinde sunacağız. Bu proje beni çok heyecanlandırıyor. Kültür hayatımıza çok önemli katkıları olcağını düşünüyorum.

Samet Tosun: Kimleri dinliyorsun, eğer teklif gelirse bir proje albümde yer almak ister misin?

Ömer Faruk Özcan: Nitelikli olarak hazırlanan her tür yeni çalışmayı dinlemekle beraber, açıkçası hala eski sanat müziği ve halk müziği kayutlarını dinlemekten çok daha fazla keyif aldığımı söylemeliyim. Müzik kültürümüze katkısı olacak her projede yer almakran da onur duyarım.

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Ömer Faruk Özcan: İmkanım olsa verebileceğim mesaj ancak Yavuz Sultan Selim’in veciz sözünü tüm insanlara aktarmak olurdu; “Demine demlenip olma mağrur, gamına gamlanıp olma mahzun. Ne dem bâki, ne gam bâki. Edep ya Hu!!!”…

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Ömer Faruk Özcan: Kitap okumayı hobi değil hayatın gerekliliği görenlerdenim. Son okuduğum kitap Mustafa ARMAĞAN’ın yazdığı “İnsan yüzlü şehirler”

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Ömer Faruk Özcan: Çok zengin bir kahve kültürüm yok mâlesef. Fakat son zamanlarda sade içmeye alıştığım türk kahvesini, eşimle birlikte evde olduğumuzda, günde bir fincan da olsa tüketme alışkanlığı edindik.

Samet Tosun: Son olarak da DS kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Ömer Faruk Özcan: DSKültür Sanat; hem müzik gündemini rakip ettiğimiz, hem de edebiyat ve sinema dallarında günceli yakaladığımız, kültür ve sanat haberciliğinde büyük katkılar sunan bir digital medya organı oldunuz. Emeklerinize sağlık diyorum.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir okadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Ömer Faruk Özcan: Kendimi ve müzik çalışmalarımı anlatma fırsatı sunduğunuz için ben size çok teşekkür ederim. Yepyeni çalışmalar ve kültürel projelerde buluşmak dileğiyle tüm okurlara ve müzik severlere selâm ve muhabbetlerimi arz ederim…



Devamını oku

Röportaj

Cumhur Çiğci: Ben aşkı bu yüzden güvercinlere benzetiyorum.

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

Söz yazarı, besteci ve yazar Cumhur Çiğci, hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar Cumhur bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misin? Cumhur Çiğci kimdir?

Cumhur Çiğci: Ben teşekkür ederim. 1982 bursa doğumluyum, yazar şair şarkı sözü yazarı ve kuaförüm. ilk kitabım kimsesiz kimseye sevdalı kimse şiir kitabım. Ardından vişne çürüğü roman kitabım raflarda yerini aldı. Bu iki kitabı hazırlarken için içinde şarkılar cıktı bir kaç söz ve bestesi ardından bir diğer müzisyen ve değerli besteci arkadaşlarımla da ortak şarkılarımızı dinleyicilerimize sunduk.

Samet Tosun: Peki yazmaya nasıl başladın ? Yeni kitabını ilk olarak eline aldığında neler hissettin ?

Cumhur Çiğci: Yazmaya 15 yaşında başladım. O zaman ilk aşka ilk sevgiliye yazılan mektuplar vardı. Yazdığım mektupların karşılığı gelmeyince. kendime mektup yazardım. Sonra kendime mektup yazmaktan da vazgeçtim. Her şey şiire dönüştü. ilk kitabımı elime aldığımda çok duygulandım. insanın hayalini kurduğu ilk basamağı atmak çok özel ve güzeldi.

Samet Tosun: Edebiyat sence bir terapi midir ?

Cumhur Çiğci: Felsefe insanın iç dünyasıyla alakalı. Her insanın kimyası, bakış açısı farklıdır. mesela benim iç dünyamda müzik terapidir. Müzik beni tedavi ediyor bende müziği tedavi ediyorum.

Samet Tosun: Seni en çok ne mutlu eder ?

Cumhur Çiğci: Gün içersin de bir çok cumhur’um, şiir yazan, roman yazan, şarkı yazan, kuaförlük yapan cumhur’um. Hepsi birbirinden farklı, hepsini ayrı ayrı seviyorum . Hepsini topladığın ise mutsuzluğun la mutlu olmaya öğrenen biri çıkıyor. Cumhurlar benle mutlu. Bende cumhurla mutluyum.

Samet Tosun: Yazma süreci nasıl gerçekleşiyor ? yazarken olmazsa olmazım dediğin şeyler var mı?

Cumhur Çiğci: Ben bugün kitap yazayım. Yada şarkı yazayım diye bir şey yok, insanın içinde bazen birikimler oluyor ve bu birikimler ilhamla duyguyla zekayla birleşince muhakkak ortaya bir şey çıkıyor. Yazmak hapşırmak gibidir geldi mi tutamıyorsun.

Samet Tosun: Aşk’ta gurura yer var mı? Neden?

Cumhur Çiğci: Aşkta gurur yok . Aşk özgür olmalı. Mesela bir güvercin kafeste güzel gözükmez. Günlerce o kafeste sefa sürmez. güvercin kafesten çıktığında gökyüzünün mavisinde dolaştığında o kadar güzelleşir ki kendine hayran bırakır. Günlerce kafeste tuttuğun için güvercin sana kızıp başka çatılara konsada. Dönüp dolaşacağı yer yine senin çatındır, o kafese gireceğine bile bile sana gelir. Ben aşkı bu yüzden güvercinlere benzetiyorum. Aşka sahip olunmaz çünkü aşk eşya değildir. Aşk özgürlüktür.

Samet Tosun: Hayatında burası benim için viraj dediğin bir yer var mı ?

Cumhur Çiğci: Vişne çürüğü kitabım diyebilirim. Açık konuşmak gerekirse yazarlık deliliktir. Çünkü yaşanmışlıklar yaşanmamışlıklar ve yaşamak isteyip te yaşayamamayı yazmak deliliktir. Kabul ediyorum deliyim. önümde elbette zorlu virajlar var. Ama Allah bana bu lütfu sunduysa açılan her kapı benim için bir dönüş noktası.

Samet Tosun: Hayatının bir dönüm noktasında sana eşlik eden şarkılar hangileriydi?

Cumhur Çiğci: Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu’nun bütün şarkıları. Ama tek şarkı diyecekseniz yıldız yok benim ”buz kırağı” şarkısı, ve o şarkının notası kolumda dövme olarak bulunmaktadır.

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Cumhur Çiğci: Hepimiz bu dünyada uyuyoruz ölünce uyanacağız. Uyandığımızda ne güzel bir rüyaydı diyebilecek kadar iyi kalpli olalım.

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Cumhur Çiğci: Kitaplarla aram iyidir, en son Cezmi Ersöz’ün ”şizofren aşkın günlükleri” kitabını okudum.

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Cumhur Çiğci: Kahve günlük hayatımın vazgeçilmezleri arasında, kahvenin yanına müzik ve dostlar eklenince tadı bir başka güzel oluyor.

Samet Tosun: Son olarak da DS kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Cumhur Çiğci: DS Kültür Sanat ekibine bu yola çıktığım ilk günden bugüne bana destek oldukları için öncelikle sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum, hep var olun. İnternet’te böyle bir eksik vardı zaten, ve bu eksiği DS Kültür Sanat’ın tamamladığına inanıyorum.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir o kadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Cumhur Çiğci: Ne demek asıl ben teşekkür ederim 🙂

Röportaj: Samet Tosun – DS Kültür Sanat
Mail: [email protected]



Devamını oku

Röportaj

Erhan Gürel: Bir düet yapacak olsam, bu kesinlikle Merve Özbey olurdu

Dskultursanat

Yayınlanma tarihi

-

O Ses Türkiye ile hayatımıza giren, genç ve başarılı bir isim Erhan Gürel, hakkında merak edilenleri cevaplamak üzere bu hafta bizlerle birlikte.



Samet Tosun: Merhabalar Erhan Bey, öncelikle bizleri kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misin? Erhan Gürel kimdir?

Erhan Gürel: Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 9 temmuz 1993 yılında dünyaya geldim. İlk öğretimimi devlet okulunda ardından orta öğretimimi kolej de okuyup lise’yi meslek lisesi torna tesviye bölümünde okudum. 4 kardeşiz. Kardeşler arasında En küçükleri benim. Şu anda müzik dışında başka bir şeyle ilgilenmiyorum.

Samet Tosun: O Ses Türkiye” yarışmasına katılmanın kariyerine ne gibi etkisi oldu?

Erhan Gürel: O Ses Türkiye yarışması bana sahne konusunda özgüven getirdi diyebilirim. Müzik hayatıma bir renk kattı ve benim için çok güzel bir tecrübe oldu. Sahnelerim arttı. Yeni insanlar tanıdım hepsi birbirinden iyi. Yeni yerlerde sahne aldım. Bir sürü programlara davet edildim. Siz değerli insanlarla tanıştım en önemlisi. Bu ve buna benzer bir sürü güzel şeyler.

Samet Tosun: Eğer bir düet yapma şansın olsa, kiminle gerçekleştirmek istersin?

Erhan Gürel: Bir düet yapacak olsam, bu kesinlikle Merve Özbey olurdu. Bunun nedeni ise kişiliğine ve sanatına duyduğum hayranlıktır.

Samet Tosun: Müzik sektöründe ön plana çıkmak için ses dışında görüntünün de önemli olduğunu düşünüyor musun?

Erhan Gürel: Tabiki de önemli. Sahne de yapılacak olan dansa yakışmak gerektiğini düşünüyorum.

Samet Tosun: Müziğin hayatındaki yeri ve önemi nedir?

Erhan Gürel: O olmazsa yaşayamam diyemem 😂 Ama yeri bende ayrı. Çünkü benim gibi bir sürü müzisyen arkadaşlarımın ne yazık ki torpili olmazsa bir yerlere gelemedikleri ortada o yüzden tadında seviyorum müziği.

Samet Tosun: Herhangi bir ünlüyle aklına gelen ilk hikâyeniz?

Erhan Gürel: Şarkıcı Kutsi ile bir prodüksiyon şirketinin mutfağında kuru fasulye pilav yemiştik 😂

Samet Tosun: Peki yeni projelerin var mı ? varsa biraz anlatır mısın ?

Erhan Gürel: Tabiki de yeni projelerim var. Yazmış olmuduğum şahsıma ait şarkılarım var, inşallah kısa bir zaman içerisinde güzel projelerle müzikseverlerle olacağım.

Samet Tosun: Peki gündelik hayatında nasıl birisin ? Neler Yapıyorsun ?

Erhan Gürel: Şunu bunu yapıyorum diyemem. Normal insanlar gibi bende hayatımı sürdürüyorum. Cevaplarım kısa ve net gelebilir normal monoton yaşamıma devam ediyorum 🙂

Samet Tosun: Elinde bir imkan olsaydı dünyaya nasıl bir mesaj vermek isterdin ?

Erhan Gürel: Kardeşliği, birliği ve beraberliğe değinen bir mesaj verirdim.

Samet Tosun: Kitaplarla aran nasıl? En son hangi kitabı okudun?

Erhan Gürel: Kitaplarla aram pek iyi sayılmazdı bir kaç ay öncesine kadar ama şu ara iyiyim. Zevkle okuduğum bir kitap var ”şeytanın eli” isimli, gerilim sevenlere tavsiye edebilirim.

Samet Tosun: Kahvenin günlük hayatındaki yeri hakkında neler söylemek istersin ?

Erhan Gürel: Kahvenin günlük hayatımdaki yeri oldukça önemli onsuz kendime gelemiyorum gergin ve mutsuz oluyorum kahve olmadan bu beden bi hiç diyebilirim 🙂

Samet Tosun: Son olarak da kültür sanat hakkında neler söylemek ister siniz ?

Erhan Gürel: Kültürün ve sanatın konusulduğu yerde edep, adap, ahlak ve saygı vardır. Sitenizde bu saydıklarıma örnek bir kuruluştur. Bana bu keyifli röportaj da yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Samet Tosun: Bu güzel ve bir okadar keyifli sohbet için teşekkür ederiz. İnşallah daha güzel yerlerde görüşmek dileğiyle.

Erhan Gürel: Ben teşekkür ederim 



Devamını oku

Trend