Takip Edin

Yaşam

Hayırsever Lokantacı: Yolunuz Düşerse Ödersiniz

Eskişehir’de bir lokantanın camına asılı ‘Açsanız ve paranız yoksa çekinmeden söyleyin. Yolunuz düşer öder ya da bir dua ile insanlık ölmemiş dersiniz’ yazısı, ilgi topladı.

Maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara ücretsiz yemek ikram eden lokanta sahibi Gökhan Bilgiç, “Fark ediyorum cebinde 3 lira çorba parası olmayan insanlar var. Bu zorlu zamanda, halkımıza destek olmak istiyoruz” dedi. 1 Hayırsever Lokantacı: Yolunuz Düşerse Ödersiniz Eski Bağlar Mahallesi Üniversite Caddesi’ndeki Bozan Çorbacısı adlı lokantanın sahibi Gökhan Bilgiç, uzun süre Rusya’da kaldığını söyledi. Lokantasına gelen müşterilerin çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğunu belirten Gökhan Bilgiç, iş yeri camına astığı ‘Açsanız ve paranız yoksa çekinmeden söyleyin. Yolunuz düşer öder ya da bir dua ile insanlık ölmemiş dersiniz. Öğrenciler özellikle siz hiç çekinmeyin, bir gün okulunuz bittiğinde siz de bir yemeği başka bir öğrenciye ikram edin. Bizden yana helaldir’ yazısının özellikle sosyal medyada büyük ilgili topladığını söyledi.




Evli ve 2 çocuk babası Bilgiç şöyle konuştu: 2 Hayırsever Lokantacı: Yolunuz Düşerse Ödersiniz “Burası semt olarak öğrenci semti. Burada her türlü insan var. Eskişehir halkı da geziyor, öğrenci de geziyor. Kendi açımdan söyleyeyim, fark ediyorum; cebinde 3 lira çorba parası olmayan insanlar var. İsteyeni var, isteyemeyeni var. Herkesin kendi dertlerinden dolayı etrafına bakıp da onları görecek durumu da yok ya da görmek istemiyor diyelim. Ben de dedim ki kendi kendime, arkadaşlarla istişare de ettik, nasıl olur, derken, dedik ki bizim amel defterimize, sevap hanemize yazılsın, hem dualarını alalım hem de insanlara bir sosyal mesaj olur diye bu yazıyı yazdık.” 3 Hayırsever Lokantacı: Yolunuz Düşerse Ödersiniz Halkın kendisine destek verdiğini belirten Gökhan Bilgiç, “Sağ olsun, Allah razı olsun halk da çok güzel destek veriyor. Sırf benimle kalan bir şey değil bu.



Eskişehir dışından buraya gelenler, bu yazıyı gördükten sonra bir çorba içip 2 çorba parası bırakanlar, ‘Şu parayı kasada tut, gelene gidene yedir’ diyorlar. Genelde üniversite öğrencileri geliyor. Sonuçta burası öğrenci semti. Yerel halk genelde hafta sonları geziyor. Tabii biz ayrım yapmıyoruz. Herkes gelebilir. Yemeklerimiz ucuz. İnsanlar artık önce cebine bakıyor. Seçici olmak zorunda kalıyor. Biz lezzet kalitemizi ön planda tutup hem de insanların alım gücünü düşünerek bu şekilde menüler yaptık. Fiyatlarımız da ucuz. İnşallah bu zorlu zamanda, bu fiyatlarla halkımıza destek olmak istiyoruz. Olursak da ne mutlu. 24 saat açığız; çorba, sulu yemek, kavurma şeklinde hizmet vermekteyiz” dedi.

Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

İneğini Satıp Japonya’da Havayolu Şirketi Kurdu

Denizli’nin turizm bölgesi Pamukkale’de otel inşaatlarında çalışırken ailesi için aldığı ineği satıp, 300 dolarla 1995 yılında Japonya’ya giden Abdullah Arpa, geçen zaman içinde pilot eğitimi alıp, kendi şirketini kurdu. İlkokulu bile bitiremeyen Arpa, uçak simülatöründe pilot eğitirken, şirketinin jetini de alıp servet sahibi oldu.



DHA’dan Ramazan Çetin’in haberine göre, Aslen Vanlı olan Abdullah Arpa (42), meslek hayatına çocukken bulaşıkçılık ve ayakkabı boyacılığı ile yaparak başladı. İlkokulu bitiremeyen ve 21 kardeş olan Abdullah Arpa, bir süre oto galeride araç yıkadı, ardından da Denizli’nin turizm bölgesi Pamukkale’de inşaatlarda çalışmaya başladı. İnşaatlarda tuğla taşıyıp, harç karan Arpa, bir yandan da turistlere kartpostal satıp. zamanla İngilizce’yi öğrendi.

1995 yılında ailesine aldığı ineği satan Abdullah Arpa, 300 dolarla Japonya’ya gitti. Tokyo’da 12 gün parklarda yatan Arpa, bir tavuk çiftliğinde tanıştığı Japon vatandaşının aracılığı ile iş buldu. Türkiye’den Japonya’nın uçakla 12 saat sürdüğünü belirten Arpa, “300 dolarla uçağa bindim. 12 saat boyunca uçakta, ‘Çok para tutar’ diye hiçbir şey yemedim. Kalacak yerim olmadığı için Tokyo’da Yoyogi Parkı’nda 12 gün boyunca yattım. Tavuk çiftliğinde bana iş bulan kişiye iş karşılığı bir maaşımı verdim. Tavuk çiftliğinden sonra inşaat işlerinde de çalıştım.” dedi.

Zamanla kazancını katlayan Arpa, “Para kazanınca seyyar kebap arabası alıp, satış yaptıktan sonra işler iyi gidince Türk restoranı açtım. Para kazanmaya başlayınca bir süre sonra 3 restoranım ve bir barım oldu” dedi.

Hayalinde uçmak olan evli bir çocuk babası Abdullah Arpa, sahibi olduğu restoranları ve barı satıp, ABD’nin Hawaii Eyaleti’ne gidip, pilotluk eğitimi aldı. Pilot lisanslarını aldıktan sonra Hawaii’de bir havayolu şirketinde 6 ay boyunca, yakın adalara uçakla yolcu taşıdı. Daha sonra Japonya’ya dönen Arpa, üç arkadaşıyla birlikte küçük bir uçak alıp, yolcu taşımaya başladı.

Kendisinin olmadığı sırada 4 yıl önce uçağın düştüğünü ve pilot ortağı ile 3 yolcunun öldüğünü söyleyen Arpa, “Uçağın düşmesinin ardından vazgeçmedim. Kendim özel bir şirkette pilot olarak uçmaya devam ettim. En az 1500 saat uçtum. Bu arada İngiltere’ye gidip, Boeing 747-400 yolcu uçağı eğitmen lisansımı aldım. Dubai, Londra gibi şehirlere yolcu taşıdım. Buralara da yaklaşık 1000 saat uçtum” diye konuştu.

Japonya’da kendi şirketini kurup, kiraladığı uçakla özel yolcu taşıyan Arpa, “Kurduğum şirkette Japonlara pilot eğitimi vermeye başladım. Şu anda 50’inin üzerinde öğrencim var. Onlara pilotaj eğitimi veriyorum. Dünyada 20 tane olan uçak simülatörlerinden birisi de benim şirketimde. Şirketimin biri kendine ait, diğeri kiralık 2 jeti var. 8 ayrı havaalanında yer hizmetleri ile alışveriş mağazalarım var. ” dedi.

Hayallerini gerçekleştirdiğini belirten Arpa ayrıca, “Çocukluğumda ayakkabı boyacılığı yaptığım günleri unutamıyorum, zabıtadan dayak bile yemiştim. Hayat önüme ne engel çıkarsa çıkarsın, hiç vazgeçmedim ve hayallerimi gerçekleştirdim. İnşaatlarda amelelik yaptım, ilkokulu bile maddi imkansızlıklar nedeniyle bitiremedim. Ama şimdi çok sayıda çeşitli uçaklardan eğitmen lisanslarım var ve pilot eğitiyorum” şeklinde konuştu.

Abdullah Arpa, Japonya ve Hawaii’de pilotluk için yeteneğin yeterli olduğunu, Türkiye’de ise kurallar gereği bu mesleği yapmasının söz konusu olmadığını söyledi.



Devamını oku

Haberler

Dünyaca ünlü tablo Kaplumbağa Terbiyecisi’nin hikayesini biliyor musunuz?

Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu Kaplumbağa Terbiyecisi, ardında yatan hikayeyle duyanları hayrete düşürüyor. Osman Hamdi Bey’in 1906 ve 1907 yılları arasında farklı versiyonlarını çizdiği meşhur tablo Kaplumbağa Terbiyecisi, ardında yatan yüksek kompozisyonla okuyanları mest ediyor.



Sanatçı kimliğinin yanı sıra, Kadıköy’ün ilk belediye başkanı da olan Osman Hamdi Bey, eserlerinde toplum eleştirisi yapmaktan keyif alan bir ressamdı. Yıllardır ününü yitirmeyen, sarsılmaz bir başarı yakalayan Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu da, birçok eseri gibi aksak düzeni eleştirme ve yerme üzerine kuruluydu.

Hamdi Bey, tabloda yer alan yaşlı, bakımsız ve yorgun erkek figürünü kendisi olarak resmetmiş, elinde tutuşturduğu nakkare çalgısıyla da Mesnevi kültüründen gelen huzuru temsil etmişti. Tabloda bulunan 5 adet kaplumbağayı nakkare ile terbiye etmeye çalışan Osman Hamdi, bu tablosunda Osmanlı bürokrasisinin ne kadar ağır işlediğini anlatmaya çalışmıştır.

Öyle ki, sarayda birçok görevi bulunan Osman Hamdi, kendisini sorumluluklarını yerine getirmeyen astlarını düzene sokmaya çalışan bir terbiyeci, astlarını ise bir kaplumbağa olarak tasvir ederek, etkisi yıllar süren bir toplum eleştirisi yapmıştır. Bu arada kaplumbağanın dünyada terbiye edilmesi en zor hayvanlardan biri olduğunu söylemekte fayda var.



Devamını oku

Sağlık

Mikrobiyota Nedir, Ne Değildir ?

Mikrobiyota; Bağırsak mikrobiyotanız trilyonlarca mikroorganizmadan meydana gelir. Bağırsak mikrobiyotasında 1000’den fazla bakteri türü vardır ve bunların vücudunuzun sağlığı üzerine olumlu veya olumsuz etkileri vardır. Bağırsak mikrobiyotası doğduğunuz anda vücudumuzu etkilemeye başlar ve yaşam boyunca bu etki artmaya devam eder. Bağırsaklarınızda bulunan mikroorganizmalar vücut için hayati olan doğal antibiyotikleri üretirler.



Bağırsaklarınızdaki mikroorganizmalar sağlıklı bir denge olduğunda siz de sağlıklı olursunuz . Denge kötü şekilde bozulduğunda hastalıklara karşı savunmasız kalırsınız. Ayrıca bağırsak mikrobiyotası dengeli olduğunda yemeklere karşı olan aşırı ilginiz kontrol altına alınabilir.

Beslenme alışkanlıkları bağırsaklarımızdaki bakterilerin çeşitlerini direkt etkiler. Yanlış yiyecekler bağırsaklarımızdaki sağlıklı bakteri türlerine oranla kötü bakterilerin aşırı şekilde çoğalmasını sağlar. Bağırsak mikrobiyotası dengesiz olduğunda bundan beyin fonksiyonları da etkilenir ve böylelikle duygusal durumunuza göre beslenme oranınız artar. Ayrıca ruh haliniz etkileneceği için hastalıklara yatkınlığını zartar. Mutluluk hormonlarından olan serotonin %95 oranında bağırsağınızda bulunur. Bağırsaklardaki kötü bakterilerin aşırı artışına neden olan kötü beslenme alışkanlıkları zihinsel problemlere de neden olabilir , stres ve depresyon duyguların artmasına katkıda bulunur.

Bağırsaklar iyileştiğinde ciltte iyileşme ve aynı zamanda vücudun diğer bölgelerinde iyileşmeler görülür. Sağlıksız bağırsak belirtileri aşırı şişkinlik, gaz ve düzensiz bağırsak hareketlerini içerir. Peki mikrobiyotanız nereden oluşmaktadır? Mikrobiyota doğumda anneden bebeğe geçen mikroorganizmalar ile olur fakat sezaryen doğumlarda bebeğe geçen mikroorganizmalar hastaneden, çalışanlardan topladığı mikroplar ile oluşmak zorundadır . Anne sütü yine mikrobiyotanızda etkilidir. Bazı ilaçlar mikro mikrobiyotanızı bozmaktadır, antibiyotikler bağırsak mikrobiyotası önemli derecede etkilemektedir.

Egzersiz bağırsak mikrobiyotasındaki çeşitliliği olumlu etkilemektedir. Stres, bağırsak mikrobiyotasını olumsuz etkilemektedir. Bağırsak mikrobiyotasının dengede olması uzun vadeli vücut ağırlığının korunması yönünde önemlidir. Bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlik, yani kötü bakteriler vücut ağırlığı artışına neden olmaktadır. Bu dengesizlik kötü beslenmeden dolayı olmaktadır. Batı tarz diyet modeli , yağlı , şekerli yiyecekler bağırsak mikrobiyotamızı olumsuz etkilemektedir. Bağırsak dostu probiyotik bakteriler kolesterolü ve kalp hastalığı riskini düşürmeye yardımcı olabilir.

Sebze ve meyveler özellikle bol miktarda lif içeren besinler sağlıklı mikroorganizmaların büyümesini destekler. Enginar, kuşkonmaz, yer elması, pırasa, sarımsak, soğan, muz gibi besinlerde bulunan prebiyotikler sağlıklı etkiler oluşturan fermente edilebilir diyet lifidir. Prebiyotik içeren sebze ve meyveler bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek genel sağlığımıza olumlu etkiler . Sonuç olarak bağırsaklarınızdaki bakteriler beslenmenizden etkilenir ve bu bakteri çeşitliliği genel sağlığınızı etkiler .



Devamını oku

Sağlık

Diyetisyen Rumeysa Özdemir’in Kaleminden; Diyet Posası

Diyetisyen Rumeysa Özdemir’in Kaleminden;

Diyet Posası;



Posa ince bağırsakta sindirilmeyen kalın bağırsakta tamamen veya kısmen fermente olan bitkilerin yenilebilir kısımlarıdır. Posa ikiye ayrılır suda çözünür posa ve suda çözünmez posa. Çözünür posalar vücudun şeker kullanımının dengelenmesinde yardımcı olur. Çözünmez posa bitki hücre duvarlarının yapısında yer alırlar, suyun yapısında tutar ve sindirilmeden artık maddelerin bağırsak içerisindeki hareketini artırır. çözünmeyen posalar dışkıya yumuşaklık ve hacim kazandırarak bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Böylece artık ve bağırsak çeperini zarar verecek olan maddeleri içerisinde bulunduran maddelerin geçiş süresi kısalır.

Posa; Besin emilimini Karbonhidrat ve yağ metabolizmasını Dışkı hacmini ve ağırlığını Kolon fermantasyonunu Bağırsak yapısını İmmün fonksiyonu etkiler.

Mide boşalmasını geciktirir, yeme isteğini azaltır, ince bağırsakta basit karbonhidratların emilimini azaltır. Diyet posası dışkılama sıklığı ve dışkı ağırlığını artırarak bağırsakta oluşan artıkların ve toksinlerin hızla dışarı atılmasını sağlar. Diyet posasının kolon rektum kanserini önlemede etkili faktörlerden biri olduğu ifade edilmektedir. Bu etkisini; kolon bakteri florasını değiştirerek, toksik metabolitlerin oluşumunu azaltarak ve dışkı atımını hızlandırarak ve toksik metabolitlerin bağırsak hücreleri ile temas sürelerinin kısaltılması ile sağlamaktadır.

Diyet posası kandaki kolesterol seviyesini düşürdüğü ortaya konmuştur bu nedenle diyet posası tüketimi özellikle kalp-damar hastalıkları riskinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Diyet posası serum glukoz düzeyini ve insülin gereksinimi düşürerek diyabetli bireylerde yarar sağladığı bilinmektedir. Günde 25-30 gram arasında diyet posası alınması tavsiye edilir.



Devamını oku

Sağlık

Diyetisyen Rumeysa Özdemir Sizler için Yazdı; Hurmanın faydaları nelerdir? Hurma yemenin sağlığa yararları

Hurma yemenin sağlığa yararları ve Hurma hakkında bilmediklerinizi Diyetisten Rumeysa Özdemir sizler için yazdı.



Hurmanın insan sağlığına etkisi; Hurma’da %44-88 oranında şeker bulunmaktadır. Potasyumdan zengindir. %0,2-0,5 oranında yağ bulunur. Kalsiyum, magnezyum, demir, A vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, niasin, C vitaminin içerir. Çekirdeğinde 14 çeşit yağ asidi bulunur. Doymamış yağ asitlerinden palmitoleik, oleik, linoleik , linolenik asitleri bulunmaktadır. En az 15 çeşit mineral bulunmaktadır.

Hurma proteini 23 çeşit aminoasit içerip çok kalitelidir. Sindirime olan katkısı bağırsaklarda gerçekleşir. Khalas hurması besin içeriği bakımından en zengin hurmadır. Antioksidan içeriği diğer meyveler ile karşılaştırıldığında yüksektir. Hurmanın mide ülserini iyileştirici özelliğinin antioksidan özelliğinden dolayı olduğu düşünülmektedir . Hurmanın şeker içeriği yüksektir ve buna rağmen glisemik indeksi düşüktür. Hurmanın gebelikte ve doğumda olumlu etkilerinin bitkisel kaynaklı östrojenler ve oksitosin benzeri etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre doğum sonrası hurma verilen annelerin kanamalarının daha az olduğu görülmüştür. Başka bir araştırmada doğum esnasında vajinal açıklığın daha hızlı geliştiği bulunmuştur. Bağışıklık sistemi üstünde olumlu etkileri vardır. Hurmanın üstünde bakteri maya olabileceğinden yendikten sonra eller yıkanmalıdır. 2 küçük boy hurma veya 1 büyük boy hurma bir porsiyon meyve hakkı kadardır. Diyetinizde bir meyve hakkınızı 2 küçük boy hurma olarak kullanabilirsiniz.



Devamını oku

Gündem

Ramazan’da Nasıl Beslenmeli ? işte Rumeysa Özdemir’in Ramazan Önerileri

Ramazan’da sağlık sorunları yaşamamak için bazı kurallara dikkat etmeniz çok önemli. Peki oruç tutarken neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız? Diyetisyen Rumeysa Özdemir, DS Kültür Sanat okurları’na sağlıklı bir Ramazan için dikkat etmeniz gereken kuralları anlattı, önemli uyarılarda bulundu.



Ramazanda uzun süreli açlık yaşanır ve bundan dolayı gün içerisinde halsizlik, üşüme, baş ağrısı yaşanabilir. Sağlık için en önemli noktalardan biri de sahurun atlanmamasıdır. Ramazanda öğün sayısı zaten azalmaktadır sahur atlanıp metabolizma hızı düşürülmemelidir. Besinler iyi çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir. İftarda gün boyu aç kalan bedene çok fazla yüklenilmemelidir . Bütün gün aç kalındığı için çok fazla yiyecek tüketilmemelidir. Çok yemek yendiğinde vücutta halsizlik, uyku hali, şişkinlik, hazımsızlık olabilir. İftar ile sahur arasında 1-2 ara öğün yapılmalıdır böylelikle öğün sayısı artar. Öğün sayısı 4’e çıkarılabilir.

Sahurda çok yağlı, kızartılmış, tuz oranı yüksek gıdalar tüketilmemelidir. Gün boyu tok tutacak proteinden ve posadan zengin beslenilmelidir. Ramazan ayında kabızlık problemi sık yaşanabilir bunun önüne geçmek için posa alımı meyve ve sebze tüketimiyle artırılmalıdır. Çok tuzlu, yağlı gıdalar gün içinde susuz kalmaya neden olabileceğinden çok tuzlu ve yağlı yemekten kaçınılmalıdır. Peki sahurda nasıl beslenilmelidir? Sahur hafif bir öğün bununla birlikte doyurucu olmalıdır . Bunun için yumurta, peynir, salata, ekmek, hurma, zeytin, ceviz gibi gıdalar tüketilebilir. Eğer kabızlık problemi yaşanırsa gün kurusu sahura başlanmadan önce su ile birlikte tüketilebilir. Salata bol yeşillikli, domates, salatadan oluşabilir. Yumurta az yağlı, haşlanmış, menemen olarak farklı formlarda tüketilebilir. Sağlık için haşlanmış yumurta en güzelidir. Farklılık için omlet yaparak çeşitlendirilebilir.

İftarda aşırı yağlı, kızartılmış ürünlerden kaçınılmalıdır. Yemeklerden az yağlı, haşlama, fırında, ızgara olabilir. İftara ilk baş hurma veya zeytin gibi iftariyeliklerle başlanabilir. Sonrasında bir kase çorba tüketilebilir. Çorba içtikten sonra yemeye bir müddet ara verilebilir. Sonra bir ana yemek; etli sebze yemeği, sebze yemeği, et/tavuk/balık tüketilebilir. Yanında yoğurt, ayran, cacık olabilir. Salata posa alımı açısından sofrada olması gerekir. Kişiye göre 1-2 dilim ekmek tüketilebilir. İftardan sonra 20-25 dakika yürüyüş yapılması önerilir. İftar ile sahur arasında hafif bir sütlü tatlı, meyve, yoğurt, kuru yemiş ara öğün olarak tüketilebilir. Çok şekerli ağır tatlılar tüketilmemelidir. Ramazanda yine önemli konulardan biri sudur. Gün boyu vücut suyunun atılmasından ve yerine konulamamasından dolayı iftar ile sahur arasında 6-8 bardak su tüketilmelidir. Kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır çünkü bu ürünler vücuttan su atar. Fazla şekerli, şeker eklenmiş yiyeceklerden sakınılmalıdır. Bunun yerine daha sağlıklı olan gıdalar tercih edilmelidir.

Mide salgısını artıran asitli içeceklerin tüketiminden sakınılmalıdır. Herkese hayırlı ramazanlar dilerim.



Devamını oku

Trending